Türkiye, KAAN Üzerinden Nasıl Bir Dünya İle Ortaklık Kurmak İstiyor?

World of Türkiye GYY Reşit Kemal AS – 07 Şubat 2026

 

Savunma sanayii fuarları vitrin değildir, pazarlık masasıdır. Vitrin sandığımız şey, çoğu zaman masada çoktan konuşulmuş başlıkların kamuoyuna sızdırılmış halidir. Suudi Arabistan’daki Dünya Savunma Fuarı’nda KAAN’ın kuyruğunda Suudi bayrağının yer alması da tam olarak budur: Ne bir sürpriz ne de bir şov. Bu, “konuşuyoruz” demenin görsel karşılığıdır.

Türkiye’nin beşinci nesil savaş uçağı projesi KAAN, artık sadece bir mühendislik iddiası değil, dış politika enstrümanı. Bayrak da bunu söylüyor.

Peki Suudi Arabistan bu tabloda ne arıyor?

Cevap basit ama katmanlı: stratejik özerklik.

Riyad, yıllardır ABD’ye ve Batı menşeli platformlara bağımlı bir hava gücü mimarisi kurdu. F-15’ler, Eurofighter’lar, uzun tedarik süreçleri, siyasi şartlar, parça ve yazılım kısıtları… Son yıllarda Suudi Arabistan’ın savunma politikasındaki temel refleks şu: “Silahı alayım ama anahtarını başkasında tutmayayım.”

KAAN bu noktada cazip.

Çünkü Türkiye, sadece uçak satmıyor, ortaklık satıyor. Ortak üretim, teknoloji paylaşımı, bakım-onarım ekosistemi, hatta bazı alt sistemlerde yerelleştirme ihtimali… Batı’dan alınması neredeyse imkansız olan şeyler bunlar.

Bayrak işte bu ihtimalin bayrağı.

Ama madalyonun öteki yüzü de var.

Bu tür semboller, Türkiye açısından yalnızca ekonomik değil, jeopolitik bir risk hesabı da içerir. KAAN, Türkiye’nin en stratejik savunma projelerinden biri. Kiminle, ne ölçüde, hangi takvimle paylaşılacağı son derece hassas. Suudi Arabistan gibi sermaye gücü yüksek ama siyasi yönelimi dönem dönem sert biçimde değişebilen bir aktörle kurulacak ortaklık, titiz bir denge ister.

Dolayısıyla kuyruğa konan bayrak, “yarın teslimat başlıyor” demiyor.

Şunu diyor:

“Bu uçak artık sadece Türkiye’nin hayali değil, başkalarının da ilgisini çekiyor.”

Bu da psikolojik bir eşik.

Unutmayalım: Savunma sanayiinde algı, teknik kadar değerlidir. Bir uçağın potansiyel müşterilerle anılması, başka müşterilerin de iştahını kabartır. Suudi bayrağı, biraz da üçüncü ülkelere verilmiş bir mesajdır: “KAAN yalnız değil.”

Özetle…

Bu görüntü ne kesin bir satış ne de boş bir PR hamlesi. Bu, Türkiye’nin savunma sanayiinde geldiği noktanın sessiz ama yüksek sesli bir ifadesi. KAAN’ın kuyruğundaki bayrak, bir ittifak ilanı değil, bir niyet flaması.

Asıl soru şu değil:
“Suudi Arabistan KAAN’ı alacak mı?”

Asıl soru şu:
“Türkiye, KAAN üzerinden nasıl bir dünya ile ortaklık kurmak istiyor?”

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir