Venezuela Saldırısının Getirdiği Tehlike: Yönlendirilmiş Enerji Silahlarının Stratejik Etki Kapasitesi ve Uluslararası Güvenliğe Etkisi

Güldeniz Suna – Times of Defence Araştırmacısı – 28 Ocak 2026

 

Kimyasal veya elektriksel enerjiyi yayılan enerjiye dönüştürebilen ve bir hedefe odaklayarak düşman yeteneğini zayıflatan, etkisiz hale getiren, alt eden veya yok eden fiziksel hasara yol açan elektromanyetik sistemler olarak tanımlanan yönlendirilmiş enerji silahları (DEW), harp teknolojisinin yeni gücü olarak devletlerin konvansiyonel ve nükleer silahlara yapmış olduğu yatırımlardan önemli bir pay almaya başlamıştır.

Geleneksel silah teknolojilerine kıyasla teknik ve stratejik açıdan oldukça avantajlı olan DEW’e en çok erişme imkânı bulunan ülke ise ABD. ABD Başkanı Donald Trump’ın yakın zamanda Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’nun kaçırılması için gerçekleştirdikleri saldırıda/operasyonda Discombobulator adlı ileri teknolojik bir silahı kullandıklarını ifade etmesi ve bu silahın hedefin savunma sistemlerini çalışamaz hâle getirmesi, saldırıda yönlendirilmiş enerji silahının kullanılmış olabilme ihtimalini ortaya çıkarmıştır. Elektronik donanıma karşı mikrodalga ve lazerlerin gönderilmesiyle çalışan bu silah türünün test aşamalarından öteye giderek kullanıma geçirilmesi uluslararası güvenlikte ciddi paradigma değişimlerine yol açmaktadır.

Görsel 1: ALKA Yönlendirilmiş Enerji Silahı (ROKETSAN)

Yönlendirilmiş Enerji Silahı (DEW) Çeşitleri ve Teknik Özellikleri

Üç türe ayrılan yönlendirilmiş enerji silahları, katı bir mermiye gereksinim duymadan yüksek seviyedeki enerjiyle hedefi hasara uğratabilen bir silahtır. Lazer silahı, mikrodalga silahı ve parçacık ışını silahı olarak kategorilere ayrılan bu yeni nesil silahın teknik detayları şu şekildedir:

a) Lazer Silahları

İHA’lar, füzeler ve optik sistemlere karşı etkili olan lazer silahları, uzun menzile sahiptir ve ışık hızında hareket etmektedir. Bu teknik avantaj lazer silahlarının hava sahası ile sınırlı kalmayarak uzay sahasında da kullanılmasını sağlar. Enerji kaynağı katı hâl lazeri, fiber lazer ve kimyasal lazer olmak üzere üç çeşittir. Operasyonel güç kapasitesi 50-100 kW arasında iken taktik gücü 10-50 kW, stratejik gücü ise 300 kW+ ‘dir.

Görsel 2: Millî Lazer Silahı ARMOL (TÜBİTAK MİLGEM)

b) Mikrodalga Silahları

Zırhlı araçlara yönelik elektronik saldırılara karşı kullanılan mikrodalga silahları; komuta-kontrol sistemlerini devre dışı bırakma özelliği, radar önleyici yapısı ve elektronik devreleri yakma kabiliyeti sayesinde devlet liderlerine karşı düzenlenen suikast girişimlerini bertaraf etmektedir. Pulsed power ve magnetron/klystron olmak üzere iki çeşit enerji kaynağına sahip bu koruma silahı, 1-10 GHz frekans aralığında etkilidir ve nanosaniye-mikrosaniye gibi çok kısa sürelerde atış gerçekleştirebilmektedir. 100 m ila birkaç km arasında menzil kapasitesi bulunmakta ve hedefe koni şeklinde hasar sağlamaktadır.

Görsel 3: Çin Hurricane 3000 Mikrodalga Silahı

c) Parçacık Işını Silahları

Henüz Ar-Ge aşamasında olan parçacık ışını silahları, uzay sahasına yönelik geliştirilen bir silah projesidir. Yüklü veya nötr atomaltı parçacıkların kullanıldığı bu silah sistemi atmosferin içi ya da dışı farketmeden etki kapasitesine sahiptir. Işık hızına yakın bir performansının olması beklenmektedir ancak hedefe karşı hasar kapasitesinin az olmasına neden olan yayılma sorunu sebebiyle operasyonel alandaki etkisinin düşük kalacağı değerlendirilmektedir.

Yönlendirilmiş Enerji Silahlarının Stratejik Kapasitesi Ekseninde Oluşturduğu Tehditler ve Uluslararası Güvenlikte Yaşattığı Değişimler

Fiziksel olarak tespit edilemeyen yönlendirilmiş enerji silahları, düşük radar izine sahip olması ve herhangi bir alan yerine rakibin elektronik sistemlerine zarar vermesi sebebiyle faili meçhul bir silah olarak değerlendirilmektedir ve bu silahı kullanan aktörlerin herhangi bir suçlamayla itham edilememesi uluslararası sistemde güvenlik zaafiyeti oluşturmaktadır. Kullanılan hedefe psikolojik zarar da veren yönlendirilmiş enerji silahları, savaşı zihinlerde kaybettirmekte ve böylelikle saldıran aktörün stratejik açıdan öne geçmesini sağlamaktadır.

DEW teknolojisi, atış başına düşük maliyetiyle uzun vadede kullanım imkânı sunarak sürdürülebilir bir savunma mimarisi oluşturmakta ve nicelikten ziyade niteliğin önem kazandığına işaret etmektedir. Sebep olduğu bu kritik dönüşüm ise silah sistemlerinin teknik atılımla sınırlı kalmayarak savunma/güvenlik politikalarını etkileyebileceğini ortaya koymaktadır.

Küresel güç dengelerini yeniden şekillendiren bu silah sistemi, ABD ve Çin rekabetini farklı bir boyuta taşıyarak bu rekabetten dolayı ortaya çıkan krizleri ve çatışmaları da artırmaktadır. Bir gövde gösterisine dönüşen bu silahlanma yarışı, diğer dünya devletlerinde ise bir tehdit algısı oluşturmaktadır. Bunun sebebi ise DEW teknolojisinin etkili gücünün istihbarat ağlarında yarattığı kırılma ve komuta-kontrol sistemlerinde yaşattığı güvenlik zaafiyetidir. Enerji silahı kullanılarak yapılan/yapılabilecek operasyonlarda devletlerin tüm savunma sistemleri kilitlenerek iç güvenliğin kontrolü kaybedilebilir ve bu durum üçüncü ülkelerin egemenlik haklarına yönelik ihlallere yol açabilir. Zira yakın zamanda Venezuela’ya gerçekleştirilen saldırı ve akabinde devlet başkanı Nicolas Maduro’nun ABD’ye kaçırılması, bahsi geçen tehdit olasılıklarına güçlü bir örnektir.

Sonuç ve Değerlendirme: Asimetrik Savaşın Modern Mimarları

Post-modern savaş doktrinini yeniden inşa eden bu silah teknolojisi, dişli çark misali birbirinden farklı alanları etkilemiş ve mevcut paradigmaların üzerine yeniden düşünülmesini zorunlu kılmıştır. Asimetrik savaş konseptini ise daha fazla gündemde tutarak savunma harcamalarının yüksek miktarda olması gerektiği algısını değiştirmiştir. Yeni bir güvenlik ekosistemine zemin hazırlayan bu yeni nesil sisteme karşı devletlerin gereken önemi göstererek çalışmalar gerçekleştirmesi kaçınılmaz bir durum hâline gelmiştir. Aksi takdirde iki bloğun temsilcileri arasında sıkışıp ikinci Venezuela olma ihtimalleri bulunmaktadır.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir