Gelecek 100 Yılın Kazananları, En Çok Silaha Sahip Olanlar Değil; Ne Zaman, Nerede ve Nasıl Güç Kullanacağını Bilenler Olacak

World of Türkiye GYY Reşit Kemal AS – 29 Aralık 2025
Gelecek yüzyılın savaşları muhtemelen tank sesleriyle değil, sessiz algoritmalarla başlayacak. Savunma kavramı, artık yalnızca sınırları korumak anlamına gelmiyor; veriyi, algıyı, uzayı ve hatta insan zihnini korumak anlamına geliyor. Önümüzdeki 100 yıl, askeri gücün tanımının kökten değiştiği bir dönem olacak.
Bugün, savunmayı silah sayısıyla, ordu büyüklüğüyle ya da askeri bütçelerle ölçmeye çalışıyoruz. Oysa bu göstergeler, hızla eskiyor. Geleceğin caydırıcılığı; yapay zekaya kim hükmediyor, siber uzayda kim görünmez, uzayda kim kalıcı sorularında gizli. Bir ülke tek bir mermi atmadan felç edilebilecekse, savaşın doğası çoktan değişmiş demektir.
Savunmanın Yeni Üç Ayağı: Teknoloji, İnsan, Algı
Önümüzdeki yüzyılda savunma üç ana eksende şekillenecek: teknoloji, insan ve algı. Teknoloji başlığı en görünür olanı. Otonom sistemler, insansız platformlar ve karar destek algoritmaları orduların omurgasını oluşturacak. İnsan faktörü tamamen ortadan kalkmayacak; ancak cephedeki asker sayısı azalırken, ekran başındaki karar vericilerin etkisi katlanarak artacak. Savaş alanı artık fiziksel bir coğrafya değil, çok katmanlı bir ağ olacak.
Ancak asıl kırılma, algı cephesinde yaşanacak. Gelecek 100 yılın savunması, halkların neye inandığıyla doğrudan ilişkili olacak. Bir ülkeyi işgal etmeden önce itibarsızlaştırmak, bölmeden önce yalnızlaştırmak, zayıflatmadan önce güvensizliğe sürüklemek yeni norm haline gelecek. Dezenformasyon, psikolojik etki ve dijital manipülasyon; klasik silahların önüne geçecek.
Uzay, bu yeni savunma mimarisinin en kritik katmanı olacak. Uydular sadece iletişim aracı değil; erken uyarı, istihbarat ve hatta caydırıcılık unsuru haline gelecek. Uzayı kontrol edemeyen bir devlet, yeryüzünde güçlü kalamayacak. Bu nedenle gelecek yüzyıl, “uzayın silahsızlandırılması” söylemlerinin gölgesinde süren sessiz bir silahlanma çağı olacak.
Savunma Artık Sadece Askeri Bir Mesele Değil
Bütün bu dönüşüm, savunmayı yalnızca askerlere bırakılacak bir alan olmaktan çıkarıyor. Eğitim sistemleri, teknoloji ekosistemleri, toplumsal dayanıklılık ve hatta kültürel özgüven; savunmanın asli unsurları haline geliyor. Çünkü geleceğin savaşları, önce içeriden çözmeye çalışacak. Dayanıklı toplumlar, güçlü ordulardan daha caydırıcı olacak.
Türkiye gibi jeopolitik olarak merkezde duran ülkeler için bu tablo daha da kritik. Önümüzdeki 100 yıl, savunmada taklit edenlerin değil; üretenlerin ayakta kalacağı bir dönem olacak. Bağımsız teknoloji, stratejik akıl ve uzun vadeli planlama; savunmanın yeni üçlüsü. Kısa vadeli kazanımlar değil, yüzyıllık perspektifler belirleyici olacak.
Yani, dünya savunması, daha az gürültülü ama çok daha derin bir mücadeleye evriliyor. Gelecek 100 yılın kazananları, en çok silaha sahip olanlar değil; ne zaman, nerede ve nasıl güç kullanacağını bilenler olacak. Ve belki de en önemlisi, hiç kullanmadan caydırabilenler…





