Savaş Alanında Dijital Devrim: Sistemlerin Yapay Zekâ İle Ortak Kullanımı ve Geleceği: Türkiye – ABD – İsrail – İran – Ukrayna

Times of Defence Yazarı – Mehmet Uslu – 19 Mart 2026
Harp sahasının doğası, yapay zekâ ve algoritmik karar alma mekanizmalarının entegrasyonuyla köklü bir dönüşümden geçmektedir. Geleneksel savaş taktikleri; yerini otonom sistemlere, makine öğrenme destekli hedefleme teknolojilerine ve “sürü zekâsı” ile hareket eden platformlara bırakmaktadır. Modern çatışmalarda yapay zekâ, yalnızca bir destek unsuru değil, sahadaki operasyonel hızı ve isabet oranını belirleyen ana kuvvet çarpanı haline gelmiştir. Yapay zekânın askeri sahaya merkezden entegre olması, gelecek çatışma doktrinlerinde yıkıcı, operasyonel ve etik etkiler doğurmaktadır.
Savaş alanlarında yapay zekâ, otonom silah sistemlerinden istihbarat analizine kadar birçok alanda insan müdahalesini en aza indirerek operasyonel etkinliği artırmak amaçlanmaktadır. Türkiye bu alanda savunma sanayiinde yapay zekânın kullanımına ve geliştirilmesine gayret gösteren ülkeler arasındadır.
Sürü İHA Teknolojileri ve Otonom Angajman: Türkiye’de STM tarafından geliştirilen KARGU Vurucu İHA sürüsü, dağıtık mimari tabanlı sürü zekâsıyla çalışmaktadır. Gerçekleştirilen testlerde, 20 adet İHA tek bir operatör kontrolünde havalanıp kendi aralarında haberleşerek hedefleri otonom şekilde tespit etmiş, alt sürülere ayrılarak eş zamanlı şekilde canlı mühimmatla hedefleri vurmuştur. Merkezi bir kontrol birimine ihtiyaç duymadan, sürü içi görev paylaşımı ve hedef önceliklendirmesi yapabilmektedir.

Gerçek Zamanlı Veri Eğitimi ve Hedef Tespiti: Ukrayna, savaş alanından elde edilen milyonlarca etiketlenmiş kare ile yapay zekâ sinir ağlarını eğiten dünyadaki ilk ülke olmuştur. Savunma Bakanlığı tarafından kurulan DELTA sistemi, yer ve hava hedeflerini insansız hava araçlarının otomatik olarak tespit edip durumu analiz etmesini sağlamaktadır.
Algoritmik Hedef Belirleme ve Karar Destek Sistemleri: İsrail ordusu, savaşan unsurları tespit etmek ve kişileri evlerine girdiklerinde nokta atışıyla vurmak için “Habsora”, “Lavender” ve “Where’s Daddy” gibi hedef tespiti ve önceliklendirme sistemlerini kullanmaktadır. Benzer şekilde ABD, Palantir firmasına ait Maven Smart System gibi platformlarla uydu görüntüleri, saha raporları ve sinyal istihbaratını birleştirerek hedefleri yapay zekâya yorumlatmaktadır. Örnek: İran dini lideri Hamaney ve yönetim kadrosundaki önemli kişilere karşı yapılan hava saldırısında kullanılmıştır.


Yazar tarafından oluşturulmuştur.
Son İsrail-ABD-İran Savaşında Yapay Zekânın Kullanımı ve Sonuçları
Son gerçekleşen ve ABD ile İsrail’in İran’a yönelik düzenlediği operasyonlar, “vurulan hedefleri yapay zekânın seçtiği ilk savaş” olarak tarihe geçmiştir.
“Öldürme Zincirinin” (Kill Chain) Makine Hızına Çıkması: ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM), saldırı planlamasında Palantir sistemine entegre edilen Anthropic firmasının “Claude” adlı büyük dil modelini kullanmıştır. Bu yapay zekâ modeli, devasa istihbarat verisini analiz ederek yüzlerce hedef önerisi sunmuş, hedef koordinatlarını çıkarmış ve bunları askeri önceliklere göre sıralamıştır. Normalde günler veya haftalar alacak karar verme süreci birkaç saate inmiş, İran’ın hareketli füze rampaları ve komuta merkezleri gerçek zamanlı olarak hızla tespit edilmiştir.
Siber Savaş ve İletişim Baskılaması: Elon Musk’ın SpaceX şirketine ait Starshield (ABD ordusu, istihbarat teşkilatları ve hükümet kullanımı için tasarlanmış, yüksek güvenlikli, askeri amaçlı bir uydu takımyıldızı ve iletişim ağıdır) uydu ağı kullanılarak İran’ın cephe hattındaki komuta-kontrol iletişimi izlenmiş ve hava savunma veri aktarımı felç edilmiştir. Eş zamanlı olarak İsrail siber güçleri, İran’da kullanılan milyonlarca kullanıcılı mobil uygulamaları hackleyerek ABD propagandası içeren toplu SMS’ler göndermiş ve savaşı doğrudan sivil halkın cep telefonlarına taşımıştır.
Sonuçlar ve Trajik Yanılgılar: Hız kazanan bu algoritmik savaşın en büyük sonucu sivil kayıplardaki artış olmuştur. Sistemlerin “halüsinasyon” olarak bilinen hatalı çıkarımlar yapabilmesi ve insan denetiminin devreden çıkması yüzünden, İran’ın Minab kentindeki bir kız ilköğretim okuluna düzenlenen saldırıda 165’den fazla kişi ölmüştür. Nitekim İsrail’in kullandığı Lavender sisteminin de %10 gibi yüksek bir hata payıyla binlerce masum sivili yanlışlıkla “hedef” listesine aldığı kanıtlanmıştır.

Gelecek Savaşlarda Yaratabileceği Etkiler
İnsanın Karar Döngüsünden Dışlanması: Gelecek savaşlarda hedef paketleri ve operasyonel senaryolar tamamen algoritmalar tarafından makine hızında hazırlanacaktır. Hız arttıkça insan denetimi azalacak, orduların orantılılık ve sivil kayıp eşikleri yapay zekânın insafına bırakılarak operasyonlar kamuoyundan gizli ve tamamen “karanlık” bir hale bürünecektir.

Teknoloji Şirketlerine Stratejik Bağımlılık: Askeri otoriteler ile sivil teknoloji devleri arasındaki ilişkiler devlet güvenliklerini derinden etkilemektedir. Örneğin; Trump yönetimi Anthropic şirketiyle ilişkileri kesme kararı almasına rağmen, Pentagon kendi sistemini anında devreden çıkaramadığı için İran operasyonunda bu şirketin altyapısını kullanmaya mecbur kalmıştır. Gelecekte özel şirketler ile devletlerarasında yaşanacak krizler, cephedeki savaş kapasitesini anında kilitleyebilecek tedarik zinciri riskleri doğuracaktır.
Dezenformasyon ve “Gerçeklik” Kaybı: Yapay zekâ sahadaki füzeler kadar psikolojik savaşta da kullanılmaktadır. Hatalı ve manipülatif derin kurgu (deepfake) içerikler üretilerek savaş suçları meşruymuş gibi gösterilmekte ya da örtbas edilmektedir. Bu dezenformasyon tohumları sayesinde “gerçeklik savaşın ilk kurbanı” olmuş durumdadır.
Siber Dayanıklılığın Hayatta Kalma Şartı Olması: Enerji santrallerinden haber ajanslarına, hastanelerden mobil ağlara kadar siber uzay “beşinci cephe” olmuştur. Günümüz ve gelecek savaşlarda ülkeler, taraf olmasalar dahi bu dijital tahribattan etkilenecek; dolayısıyla kritik altyapılarda “tasarımdan itibaren güvenlik” (security-by-design) stratejisini benimsemeyen hiçbir ordunun sahada tam başarı sağlama şansı kalmayacaktır.
Yapay zekâ ve askeri platformların entegrasyonu; veri toplama, hedef önceliklendirme ve saldırı icrasını birleştiren birleşik bir algoritmik savaş mimarisi yaratmıştır. Bu durum askeri karar alma hızını insanüstü bir seviyeye çıkarırken, geleceğin çatışmalarında “otonom silah sistemlerinin etik sınırları” ve “insan kontrolünün seviyesi” gibi uluslararası hukuku doğrudan ilgilendiren derin tartışmaları da merkeze taşımaktadır.
Yazar Yorumu
Hızla gelişen savunma sanayi ürünleri ve teknolojik gelişmeler günümüz ve geleceğin muharebe sahasını köklü ve kanlı değişikliklerle yazmaktadır. Savunma sanayisi ürünleri tüm çeşitleriyle otonom hale gelirken bu sistemlerin kullanımında hızlı ve etkin kararlar alınabilmesi adına yapay zeka, kuantum ve süper bilgisayar sistemleri, algoritmalar vb. sistemlerin komplike/koordine kullanımı ile muharebe sahası yeniden tasarlanmakta ve dünya şekillendirilmektedir. Günümüz ve geleceğin sistemlerine yatırım yapılmasının- ar-ge, yerli üretim kapasitesinin artırılması ve teşviklerin verilmesi, farklı alanlarda bilimsel araştırma laboratuvarlarının kurulması, geliştirilen her yeni ürün, teknik ve icatların savunma amaçlı entegrasyonunun ve modifikasyonunun yapılarak hizmete sunulması elzemdir.
Bölgesel ve küresel gelişmelere bakıldığında yerli ve milli savunma sanayinin önemi bir kez daha idrak edilmiştir. Yerli yazılım, uydu, yapay zeka, kuantum, İHA- İDA – İKA’ların yaygınlaştırılması muharebe sahasından edinilen bilgilerle modernizasyonlarına hız kesmeden devam edilmesi önem arz etmektedir. Güçlü olan Türkiye bizlerle yarınlarda daha da güçlü olacaktır.





