On İkinci İmam’ın Vekilleri: Devrim Rehberliği’nin Yapısı ve 1979 Devrimi’nden Bugüne Dini Liderlerin Savunma / Güvenlik Politikaları

Güldeniz Suna – Times of Defence Araştırmacısı – 21 Mart 2026
Pehlevi Dönemi’nde laik, demokratik ve Batı’ya dönük bir tutum içerisinde olan İran, 1979 Devrimi’nin ardından yönetimin başına geçen Ruhullah Humeyni ile beraber ciddi bir dönüşüme uğradı. Devletin resmî adının da nasibini aldığı bu dönüşüm sürecinde dini bir otorite hâkim güç hâline geldi. Rejim biçiminde monarşiden cumhuriyete geçiş yapılsa da cumhurbaşkanının üstünde bir makam daha vardı: Dini Rehber/Velayet-i Fakih. Ülkenin tüm karar vericilerinin karar vericisi olan Dini Rehber, meşruiyetini Şia inancının en önemli isimlerinden olan On İkinci İmam Mehdi’den alıyordu. Şia inancına göre şer’î hükümlerin uygulanabilmesi için On İkinci İmam Mehdi’nin gayb âleminden dünya âlemine gelmesi gerekmektedir. Ancak ne zaman geleceği hakkında bilgi sahibi olunmadığı için o gelene kadar devleti yönetecek bir temsilciye ihtiyaç duyuldu. Devrim’in lideri Humeyni’den çıkan bu temsilci fikri, Velayet-i Fakih kavramı olarak kabul görerek uygulanmaya başlandı. İran’ın kaderi de tam olarak bu noktada değişmeye başladı.
Tüm kurumları kendisine bağlayan Humeyni, makamına yönelik gelebilecek her türlü eleştiriyi, soruşturmayı ve tehdidin ise önünü kesti. Kendisini ve kendisinden sonraki Dini Lider’i seçen Uzmanlar Meclisi’ne aday olmak için başvuranları, üyelerinin kendisinin belirlediği Anayasa Koruma Konseyi tarafından seçilmesini sağlayarak makamında ömür boyu kalmış oldu.
Devrim Rehberliği Kurumunun Yapısı
Resmiyette Makam-ı Muazzam-ı Rehberî yani Yüce Rehberlik Makamı olarak tanımlanan Devrim Rehberliği, dini bir inanış biçiminin siyasi ayağı hâline gelerek yasalarca kabul edilmesiyle oluşmuştur. On İkinci İmam’ın temsilcisi olarak görev yapan Yüce İran Rehberi/Rehber-i Muazzam-ı İran (resmî tanımı), en yüksek siyasi ve dini otoriteye sahiptir. Devrim Muhafızları Ordusu, İran Silahlı Kuvvetleri, Emniyet Güçleri, Devlet Radyo Televizyonu, Milli Güvenlik Yüksek Konseyi, Düzenin Yararını Teşhis Konseyi, Anayasa Koruma Konseyi, Uzmanlar Meclisi, İslami Şura Meclisi, İstihbarat Bakanlığı/Teşkilatı, Bütçe ve Planlama Teşkilatı ve yasama-yürütme-yargı erkleri üzerinde tam yetkiye sahip olan Dini Lider’in öncelikli olarak dış politika, savunma ve güvenlik konularında söz sahibi olduğunu söyleyebiliriz. Dini Lider’in görev ve yetkileri Anayasa’nın 110.maddesinde yer almaktadır.
Bu görev ve yetkiler;
- İran İslam Cumhuriyeti’nin genel politikalarının, Düzenin Yararını Teşhis Konseyi ile istişare sonrasında belirlenmesi,
- Sistemin genel politikalarının doğru bir şekilde uygulanmasının denetimi,
- Ulusal referandumlar için kararname çıkarmak,
- Silahlı kuvvetlerin en yüksek komutasını üstlenmek,
- Savaş ve barış ilanı ve silahlı kuvvetlerin seferber edilmesi,
- Aşağıdakilerin atanması, görevden alınması ve istifalarının kabulü:
- Anayasa Koruma Konseyi’ndeki fıkıhçılar.
- Ülkenin en yüksek yargı organı.
- İran İslam Cumhuriyeti radyo ve televizyon ağının başkanı.
- Genelkurmay Başkanı.
- İslam Devrim Muhafızları Ordusu’nun başkomutanı.
- Silahlı kuvvetlerin en yüksek komutanları.
- Silahlı kuvvetlerin üç kanadı arasındaki anlaşmazlıkların giderilmesi ve ilişkilerinin düzenlenmesi,
- Düzenin Yararını Teşhis Konseyi aracılığıyla, geleneksel yöntemlerle çözülemeyen sorunların çözülmesi,
- Halk tarafından Cumhurbaşkanının seçilmesini resmileştiren kararnamenin imzalanması. Cumhurbaşkanlığı adaylarının Anayasada belirtilen niteliklere uygunluğu, seçimler yapılmadan önce Anayasa Koruma Konseyi tarafından ve [Cumhurbaşkanlığı] ilk dönem için ise Liderlik tarafından onaylanmalıdır,
- Cumhurbaşkanının, ülkenin çıkarları gözetilerek, Yüksek Mahkeme tarafından anayasal görevlerini ihlal etmekten suçlu bulunmasının ardından veya İslam Danışma Meclisi’nin Anayasa’nın 89. maddesine dayanarak yetersizliğine dair oy kullanmasının ardından görevden alınması,
- İslamî ölçütler çerçevesinde, yargı merciinin tavsiyesi üzerine hükümlülerin cezalarını affetmek veya azaltmak olarak belirtilmiştir.
Ülkedeki tüm kurumlar üzerinde etkili bir güce sahip olmasına rağmen Devrim Rehberi’ne resmî olarak bağlı 5 adet kurum bulunmaktadır. İç politika, hukuk ve ulusal güvenlik konularında görev yapan bu kurumlar Dini Lider’le her daim koordineli şekilde çalışmak zorundadır.
1) Düzenin Yararını Teşhis Konseyi: 1988 yılında Rehber’e ülkenin genel siyasi durumu hakkında danışmanlık etmek ve İslami Şura Meclisi ile Anayasa Koruma Konseyi arasındaki anlaşmazlıkları çözmek amacıyla kurulan Konsey; cumhurbaşkanı, meclis başkanı, yargı erki başkanı, Anayasa Koruma Konseyi’nin altı üyesi ve Rehber’in atadığı diğer üyelerden oluşmaktadır. Anayasa’nın 110, 111, 112 ve 177. Maddelerinde Konsey’in tüm prensip ve yetkileri detaylı şekilde belirtilmektedir. Adında geçtiği üzere teşhis ve danışma nitelikli bir konseydir, kararları bağlayıcı değildir.
2) Anayasa Koruma Konseyi: Devrim Rehberliği’nden sonraki en güçlü anayasal kurum olan Anayasa Koruma Konseyi, meclisin çıkarmış olduğu kanunların anayasaya ve İslami hükümlere uygun olup olmadığını denetlemekle görevlidir. Konsey üyelerinin 6’sı din adamlarından 6’sı ise hukukçulardan oluşmaktadır. Din adamları Devrim Rehberi tarafından, hukukçular ise başyargıç tarafından aday gösterilir ve adaylar parlamento tarafından onaylanmaktadır. Onay sürecini geçen üyeler 6 yıl sürecek görevlerine başlayarak parlamento, cumhurbaşkanlığı ve Uzmanlar Meclisi seçimlerine katılacak adayları belirleme ve onaylama yetkisine sahip olmaktadır.
Anayasa’nın 94.maddesine göre Konsey dini ve hukuki hükümlere aykırı bir kanun tespit ettiğinde on gün içerisinde tekrar görüşülmesi için meclise geri göndermektedir. Kanunun İslami esaslara uygunluğunu Konsey içerisindeki din adamları denetlerken Anayasa’ya uygunluğuna ise bütün üyeler oylama sistemiyle karar vermektedir (m. 96).
3) Uzmanlar Meclisi: Dini Rehber’i seçmek, icraatlerini denetlemek ve liderliğe aykırı bir durum hâlinde görevinden azletmekle görevlendirilen Uzmanlar Meclisi, 88 din adamından oluşmaktadır. 8 yılda bir yapılan halk oylamasına katılan adaylar Anayasa Koruma Konseyi tarafından denetlenip meclise uygun görülmesi hâlinde onaylanmaktadır. Adayların güvenilir, ahlaklı, sadık, yeterli fıkıh bilgisine hâkim, siyasi ve sosyal yeteneklere sahip, ülkenin güncel ve geçmiş sorunları hakkında bilgi sahibi ve mevcut sistem aleyhinde hiçbir söylemde bulunmamış olması beklenmektedir.
Halk oylaması ile seçilen Uzmanlar Meclisi üyelerinin Dini Rehberi seçmekle görevlendirilmesi ilk bakışta halk ile Rehber arasında bir bağlantı yani Rehber’i dolaylı yoldan halkın seçmesi olarak değerlendirilebilir. Ancak sistem farklı bir şekilde işlemektedir ve seçimde şeffaflık üzerine düşünmeye sevk etmektedir. Dini Rehber’i seçen meclisin üyeleri Anayasa Koruma Konseyi tarafından onaylanarak göreve başlamaktadır. Konsey’in 6 üyesi ise Dini Rehber tarafından atanmaktadır. Özetle sistemin tüm okları Dini Rehber’e çıkmaktadır ve her şey onun kontrolünde ilerlemektedir. Bu sebeple Rehber’in halk tarafından seçildiği düşüncesinin doğru bir yaklaşım olduğunu söylemek mümkün değildir.
4) İran Silahlı Kuvvetleri: Görev tanımı Anayasa’nın 110. Maddesinde yer alan Silahlı Kuvvetler Velayet-i Fakih’e doğrudan bağlıdır. Devrim Muhafızları Ordusu ile beraber Genelkurmay Başkanlığı çatısında birleşen Ordu’nun başkomutanı da Dini Lider’dir. Dini Lider aynı zamanda Ordu’nun komutanlarını ve üst düzey yetkililerini doğrudan atama yetkisine de sahiptir.
Görsel 1: İran Silahlı Kuvvetleri Logosu
5) Milli Güvenlik Yüksek Konseyi: Ülkenin milli menfaatini, toprak bütünlüğünü ve İslam Devrimi’nin temel prensiplerini korumakla görevlendirilen MGYK, Cumhurbaşkanı’nın başkanlığında toplanmaktadır. Toplantıda alınan kararlar Velayet-i Fakih’inonayının ardından yürürlüğe konulmaktadır. MGYK13 üyeden oluşmaktadır ve bu üyeler Velayet-i Fakih tarafından atanmaktadır. Konsey’inüyeleri şu şekildedir:
- Yasama Başkanı
- Yürütme Başkanı
- Yargı Başkanı
- İran Silahlı Kuvvetleri Genelkurmay Başkanı
- Velayet-i Fakih’in atamış olduğu 2 temsilci
- Dışişleri Bakanı
- İçişleri Bakanı
- İstihbarat Bakanı/Başkanı
- Toplantıda görüşülmesi planlanan konuyla ilgili bakan
- Kuvvet Komutanları
- Devrim Muhafızları Ordusu Komutanları
- Devlet Plan ve Bütçe Kurumu Başkanı
Dini Liderlerin Savunma ve Güvenlik Politikaları
1979 Devrimi ile İran, “ne Doğu ne Batı sadece İslam Cumhuriyeti” sloganıyla hareket ederek Pehlevi Dönemi’nde mesafeli yaklaşılan Sovyetler Birliği’ne aynı tutumu sürdürmüş ancak iyi ilişkiler kurulan Batı’ya karşıda agresif bir politika izlemeye başlamıştır. Petrol şirketleri aracılığıyla ülkenin kaynaklarının sömürülmesi ve ABD’nin Filistin’i işgal eden İsrail’e olan desteği bu nefret politikasının temel argümanları arasında değerlendirilmektedir. Bu çizgiyi dış politika ile sınırlı tutmayan Ayetullah Humeyni, ulusal güvenlik ve savunma sanayii alanlarında da aynı tutumu benimsemiştir. Dışa bağımlılığı bitirmeyi hedefleyerek coğrafi koşullara uygun bir savaş konsepti geliştirmiş (asimetrik harp) ve bugün adından söz ettiren meşhur İran füzelerinin temelini atmıştır. Bu temeli bir sonraki Dini Lider Ayetullah Hamaney ileriye taşıyarak balistik füze ve İHA programını oluşturmuştur.
Devrim’in ilk yıllarında İran Ordusu’na karşı oluşan güvensizlik nedeniyle Devrim Muhafızları Ordusu kurulmuştur. İlerleyen yıllarda ise Hizbullah gibi yerel güçlerin orduya eklenmesiyle beraber merkeziyetsiz bir askeri güç inşa edilmiştir. Coğrafi koşullar nedeniyle sistemli ve bütüncül bir ordu ve savunma gücü kuramaması İran’ın her zaman lehine bir durum olmuştur. Zira kara harekatına müsait bir bitki örtüsüne sahip olmaması düşman kuvvetleri hava saldırıları ile kısıtlayarak zaman ve maliyet yönünden yıpratmaya neden olmaktadır. Bunun farkında on Dini Lider’ler bölgenin en iyi füze teknolojisine sahip olmak için yatırımlarını bu alana kaydırmışlardır. Tüm bunlara ek olarak geliştirilen nükleer programıyla ise sadece bölgede değil küresel sistemde de caydırıcı güç konumuna gelmiştir.





