KARGU’nun Geldiği Nokta: Türkiye, Sürü İHA’larda Gerçek Mühimmat Eşiğini Aştı

Times of Defence Yazarı: Öğr. Gör. Burak GÜLER – 30 Ocak 2026
STM tarafından geliştirilen sürü İHA konsepti kapsamında, 20 adet vurucu KARGU’nun gerçek mühimmatla icra ettiği test atışında hedeflerin tam isabetle imha edilmesi; sistemin yalnızca deneysel bir gösterim safhasında olmadığını, konsept geliştirme eşiğini aşarak operasyonel olgunluk seviyesine ulaştığını net biçimde ortaya koymuştur. Söz konusu faaliyet, klasik anlamda bir atış testinin ötesinde; otonom karar verme algoritmalarının, sürü zekâsı mimarisinin, platformlar arası emniyetli haberleşmenin ve sensör–atıcı–hedef döngüsünü kapsayan kinetik etki zincirinin eş zamanlı ve bütüncül olarak doğrulandığı kritik bir kilometre taşı niteliği taşımaktadır. Bu başarı, sürü hâlinde görev icra eden vurucu İHA’ların modern harp sahasında bağımsız, esnek ve ölçeklenebilir bir kuvvet çarpanı olarak kullanılabileceğini somut verilerle teyit etmektedir.

Şekil 1. STM KARGU Gerçek Mühimmat Vuruş Testi
KARGU, döner kanatlı vurucu İHA ailesi içinde; taşınabilirliği, otonom görev icrası kabiliyeti ve doğrudan kinetik etki üretebilen yapısıyla özgün bir konumda yer almaktadır. Canlı mühimmatla icra edilen sürü hâlindeki test faaliyeti, sistemin yalnızca bireysel platform performansını değil; otonom seyrüsefer ve görev planlama, yapay zekâ destekli hedef tespiti ve sınıflandırma, dağıtık sürü algoritmalarıyla koordineli hareket ve gerçek harp başlığıyla terminal angajman yetkinliklerini sahada eş zamanlı ve birlikte çalışabilir şekilde başarıyla sergilediğini ortaya koymuştur. Bu bütüncül doğrulama, KARGU’nun artık münferit bir uçan mühimmattan ziyade; algılayabilen, karar verebilen, iş birliği içinde hareket eden ve hedef üzerinde kesin sonuç üretebilen sürü tabanlı bir vurucu sistem mimarisine evrildiğini açık biçimde teyit etmektedir.

Şekil 2. STM KARGU
Sürü tabanlı sistemlerde kritik eşik, simülasyon ortamları ya da kuru atış denemeleri değil; gerçek mühimmatla terminal safhanın başarıyla icra edilmesidir. Bu kapsamda gerçekleştirilen testte, 20 adet KARGU eş zamanlı olarak görev alanına intikal etmiş; sürü içi veri paylaşımı ve koordinasyon kesintiye uğramadan angajman safhasına geçilmiş ve gerçek harp başlıklarıyla hedefler tam isabetle imha edilmiştir. Bu sonuç, KARGU’nun algoritma yönetimi, İHA’lar arası haberleşme, hedef tespiti ve paylaştırılması, dalış profili ve patlama anına kadar uzanan sensör–karar–etki zincirini sürü ölçeğinde hatasız şekilde tamamlayabildiğini açık biçimde ortaya koymaktadır.
Testin stratejik önemi, tekil bir platformun isabet başarısından ziyade; kolektif sistem davranışının sahada doğrulanmış olmasıdır. KARGU sürü mimarisi, merkezî bir kontrol noktasına bağımlı kalmadan, İHA’lar arası haberleşme yoluyla görev paylaşımı yapabilen ve olası tekil kayıplara rağmen görev sürekliliğini koruyabilen dağıtık bir yapıyı temsil etmektedir. Bu yaklaşım, modern harp sahasında elektronik harp, yoğun karıştırma, iletişim kesintileri ve ani tehdit ortamları karşısında operasyonel dayanıklılığın temel unsurlarından biri olarak öne çıkmaktadır.
Sürü İHA sistemlerinde karşılaşılan en kritik mühendislik eşiklerinden biri, doğrudan operatör yükünün yönetilebilir seviyeye indirilebilmesidir. Yirmi adet KARGU’nun tek bir operatör tarafından sevk ve idare edilebilmesi; insan–makine arayüzünün olgunluğunu, karar destek ve görev otomasyonunun pratik sahada etkin şekilde çalıştığını ve sistemin laboratuvar koşullarının ötesine geçerek gerçek operasyonel kullanıma uygunluk eşiğini aştığını açıkça göstermektedir. Bu yetkinlik, KARGU’nun yalnızca sınırlı veya özel senaryolar için değil; eğitim, emniyet, sınır güvenliği ve asimetrik tehditlere yönelik rutin operasyonlara entegre edilebilir bir sistem hâline geldiğine işaret etmektedir.

Şekil 3. STM KARGU Sürü İHA
Yirmi adet KARGU’nun sürü hâlinde, gerçek mühimmatla ve tam isabetle hedefleri imha etmesi ise bir teknoloji gösteriminden ziyade, operasyonel yetkinliğin fiilen ilanı niteliğindedir. Bu testle birlikte KARGU; konsept ve doğrulama safhasını geride bırakmış, sürü harp mimarisine sahada dâhil olmuş ve otonom vurucu sistemler alanında olgun bir platform olarak konumlanmıştır. STM tarafından ortaya konan bu seviye, sürü İHA’ların geleceğin harp ortamında bağımsız, ölçeklenebilir ve düşük insan yüküyle yüksek etki üreten sistemler olarak rol üstleneceğini somut biçimde teyit etmektedir.
KARGU, yurt dışındaki muadil dolaşan mühimmat sistemleriyle benzer görev ailesinde konumlanmakla birlikte; tercih edilen sistem mimarisi, sürü odaklı tasarım yaklaşımı ve sahada doğrulanmış kullanım konseptiyle ayrışan özgün bir profile sahiptir. Özellikle 20 adet KARGU’nun sürü hâlinde, gerçek mühimmatla icra ettiği ve hedeflerin tam isabetle imha edildiği test faaliyeti, platformun yalnızca tekil bir taktik mühimmat olarak değerlendirilmesinin yetersiz kaldığını açık biçimde ortaya koymaktadır. Bu sonuç, KARGU’nun bireysel platform performansından ziyade; kolektif algılama, dağıtık karar verme, koordineli angajman ve eş zamanlı kinetik etki üretebilen sürü tabanlı bir vurucu sistem olarak ele alınması gerektiğini teyit etmektedir. Bu yönüyle KARGU, klasik dolaşan mühimmat yaklaşımını aşarak, modern harp sahasında ölçeklenebilir ve çoklu hedef baskısı kurabilen yeni nesil bir operasyonel konsepti temsil etmektedir.
Tablo 1. Kargu Rakip Platform Karşılaştırması

İsrail menşeli IAI Rotem L, mimari yaklaşım açısından KARGU’ya en yakın örneklerden birini temsil etmektedir. Her iki sistem de döner kanatlı VTOL konfigürasyonları sayesinde şehir içi alanlar ve karmaşık arazi yapılarında hassas manevra kabiliyeti, dikey kalkış–iniş esnekliği ve hedef bölgesi üzerinde dolaşan mühimmat yeteneği sunmaktadır. Bu ortak zemin, her iki platformu da meskûn mahal operasyonları ve nokta hedef angajmanları için uygun kılmaktadır.

Şekil 4. IAI Rotem L
Ancak KARGU’nun ayrıştığı temel nokta, bu mimariyi tekil platform başarısının ötesine taşıyarak çoklu platform koordinasyonu ve sürü seviyesinde doğrulanmış kinetik angajman kabiliyetini sahada göstermiş olmasıdır. Bu yaklaşım, KARGU’yu klasik “tek operatör–tek hedef” paradigmasından çıkararak; eş zamanlı görev paylaşımı, çoklu hedef baskısı ve görev sürekliliği sağlayabilen daha geniş ve esnek bir görev setine uyumlu hâle getirmektedir. Bu yönüyle KARGU, döner kanatlı dolaşan mühimmat sınıfında yalnızca bir platform değil, kolektif etki üretebilen bir sürü tabanlı vurucu sistem olarak konumlanmaktadır.
Spike FireFly (L-SPIKE 1X), düşük ağırlığı ve operatör-döngülü kullanım felsefesiyle, özellikle tim ve manga seviyesinde ani ortaya çıkan tehditlere hızlı ve kontrollü müdahale amacıyla tasarlanmış bir çözümdür. Sistem, angajmanın son ana kadar operatör kontrolünde tutulmasını esas alarak; hedef teşhisi, nişan alma ve vuruş kararını insan unsuruna bırakmakta, bu yönüyle hassasiyet ve angajman güvenliğini önceliklendirmektedir. Bu yaklaşım, sınırlı sayıda platformla, kısa süreli ve nokta hedef odaklı görevlerde yüksek kontrol avantajı sağlamaktadır.

Şekil 5. Spike FireFly
Buna karşılık, KARGU, yapay zekâ destekli hedef tespiti, otonom karar alma ve sürü hâlinde görev icrası kabiliyetleriyle operatör yükünü asgariye indiren farklı bir mimari yaklaşım sunmaktadır. KARGU’nun bu tasarım felsefesi; tek bir operatörün birden fazla platformu yönetebilmesine, eş zamanlı çoklu hedef baskısı oluşturulmasına ve dinamik harp ortamlarında ölçeklenebilir angajman senaryolarının icrasına imkân tanımaktadır.
Ortaya çıkan bu fark, iki sistemin teknik üstünlüklerinden ziyade farklı taktik önceliklere hizmet ettiğini göstermektedir: FireFly, insan kontrolünü merkezde tutan yakın mesafe ve tim seviyesi angajmanlar için optimize edilirken; KARGU, otonomi ve sürü zekâsını öne çıkaran, daha geniş alanlı ve çoklu hedefe yönelik operasyonel konseptler için konumlanmaktadır.
ABD menşeli Switchblade 300, sabit kanatlı ve tüpten fırlatılan mimarisiyle, ağırlıklı olarak daha uzun menzil ve BLOS (Beyond Line of Sight) görev profillerine odaklanan bir dolaşan mühimmat yaklaşımını temsil etmektedir. Bu tasarım tercihi, özellikle açık ve yarı-açık arazilerde, operatörün görüş hattı dışındaki hedeflere karşı derinlikli ve hızlı vur-ayrıl kabiliyeti sağlamaktadır. Sabit kanatlı yapı, seyir verimliliği ve menzil avantajı sunarken; angajman genellikle tekil hedef, tek platform ve kısa temas süresi üzerine kurgulanmaktadır.
Buna karşılık, KARGU’nun çok rotorlu VTOL mimarisi; dar alanlarda hassas konumlanma, bina ve arazi engelleri arasında kontrollü manevra ve hedef üzerine dikey dalış gibi niteliksel avantajlar sunmaktadır. Bu özellikler, KARGU’yu meskûn mahal, karmaşık arazi ve yakın–orta mesafeli angajman senaryoları için daha uygun hâle getirmektedir.

Şekil 6. Switchblade 300
Bu çerçevede Switchblade 300, uzaktan angajman ve hızlı etki odaklı bir “vur-ayrıl” konseptini öne çıkarırken; KARGU, hedef bölgesinde kalabilen, durumsal farkındalık üretebilen ve sürü hâlinde icra edildiğinde kontrollü ve kolektif kinetik etki oluşturabilen bir yaklaşımı temsil etmektedir. Ortaya çıkan fark, iki sistemin doğrudan rakip olmaktan ziyade, farklı harekât ortamları ve taktik öncelikler için optimize edildiğini göstermektedir.
Benzer görev ailesinde konumlanan HERO-30 ve WARMATE gibi sistemler; ağırlıklı olarak menzil ve havada kalış süresi parametreleri üzerinden öne çıkan, çoğunlukla tekil platform kullanımına dayalı taktik çözümler sunmaktadır. Bu platformlar, nokta hedeflere yönelik belirli senaryolarda etkinlik sağlasa da mimarileri gereği kolektif görev icrası ve çoklu platform koordinasyonu sınırlı kalmaktadır. Buna karşılık, STM tarafından geliştirilen KARGU’nun 20’li sürü konfigürasyonu ile canlı mühimmatlı testten başarıyla geçmiş olması, değerlendirme eksenini yalnızca uçuş performansı ya da menzil gibi teknik metriklerden çıkararak, algoritma–haberleşme–komuta–angajman zincirinin sistem seviyesinde olgunluğuna taşımaktadır. Bu yönüyle KARGU, tekil platform performansına dayalı çözümlerden ayrışarak sahada doğrulanmış sürü davranışı, görev paylaşımı ve eş zamanlı kinetik etki üretimiyle daha üst düzey bir operasyonel yetkinlik katmanını temsil etmektedir.

Şekil 7. HERO-30

Şekil 8. WARMATE
Sonuç itibarıyla KARGU, muadil platformlarla aynı görev sınıfında konumlanmakla birlikte; sürü zekâsına dayalı görev icrası, merkezî yapıya bağımlı olmayan dağıtık kontrol mimarisi ve gerçek mühimmatla sahada doğrulanmış kolektif vuruş kabiliyeti sayesinde bu sınıf içerisinde ayrı bir operasyonel kulvara işaret etmektedir. KARGU’nun bu özellikleri, platformu yalnızca bireysel performans parametreleri üzerinden değerlendirilen bir sistem olmaktan çıkararak; algılama, karar verme ve kinetik etkiyi sürü ölçeğinde birleştiren bütüncül bir harp mimarisinin parçası hâline getirmektedir. Bu yönüyle KARGU, klasik “taşınabilir vurucu mühimmat” tanımının ötesine geçerek, sürü tabanlı otonom harp konseptlerinin laboratuvar veya teknoloji gösterimi düzeyinden sahaya taşınmış somut ve olgun bir temsilcisi olarak konumlanmaktadır.





