İran Savaşı’nın Ardındaki Kriz: Çin’in Mineral / Maden Kısıtlaması ve ABD’nin Mühimmat Sorunu

Güldeniz Suna – Times of Defence Araştırmacısı – 17 Mart 2026
28 Şubat’ta başlayan İran Savaşı, ABD’nin mühimmat stoğunda ciddi bir seviyede erimeye neden oldu. Planlanan yıllık bütçe miktarını ve ürün teslimat sayısını savaşın ilk 6 gününde aşan Donald Trump yönetimi, kullanılan mühimmatların yerine yenisini koymakta zorluk çekmeye başladı. Bunun nedeni ise Çin’in uyguladığı ihracat kısıtlaması. ABD’li askeri şirketler, üretim aşamasında Çin’den tedarik ettikleri mineraller ve madenleri kullanıyor. Savunma sanayii için kritik önem arz eden bu kıymetli rezervler ise dünyada en fazla Çin’in elinde bulunuyor.
İran’ın içerisinde bulunduğu savaş ve bununla birlikte Basra Körfezi’nde durma noktasına gelen ticari akış, İran’ın en büyük petrol ithalatçılarından biri olan Çin’i ihracat kısıtlamasına sevk etti. Değerli madenlere ve minerallere yönelik uygulanan kısıtlama ABD’li askeri şirketleri kapsıyor. Ancak kısıtlamaya götüren tek sebep bu değil. ABD’li uzmanlara göre Çin’in ihracat kısıtlaması bir hasım ve dost ilişkisine dayanıyor: Küresel piyasadaki en büyük düşmanı ABD’nin elinin güçlenmesini istemeyen Çin yönetimi, müttefiki İran’ın da çöküşüne mâni olmaya çalışıyor. Bu sebeple ihracat kısıtlaması getirerek ABD’nin İran’a karşı mağlup olmasını amaçlıyor. Tüm bu adımları daha da ileriye taşıyan Çin, ABD’nin müttefikleriyle birlikte kurmuş olduğu “Kritik Mineraller Bloku”na karşı hamle olarak madenlerin işlenmesinde kullanılan ekipmanların ihracatına da yasak getirdi.
ABD Hükümeti’ni harekete geçiren bu yasak ve kısıtlamalardaki söz konusu rezervlerin özelliklerinin ve savunma teknolojisindeki katkısının detaylı şekilde incelenmesi; özelde ABD-Çin ticaret rekabetini, genelde ise savunma sanayiinde madenlerin önemini ve bir ambargonun/kısıtlamanın askeri ekonomik dengeleri hangi boyutta etkilediğini anlamaya yardımcı olacaktır.
Savunma Sanayiinde Kullanılan Değerli Madenler
- Galyum: Savunma sanayiinde devrim niteliğindeki bu maden, haberleşme sistemlerinden uçak radarlarına, kızılötesi (IR) arayıcı başlıklardan füze savunma sistemlerine kadar birçok alanda kullanılmaktadır. AESA radarlarında önceden kullanılmakta olan silikona göre 10 kat daha fazla güç yoğunluğuna sahip olan Galyum Nitrür (GaN) bileşeni radarların eskiye göre daha uzak mesafeleri taramasını ve daha düşük görünürlüğe sahip hedefleri tespit etmesini sağlamaktadır. Aynı zamanda yüksek sıcaklıklara karşı dirençli yapısı sayesinde radarların aşırı ısınmaya maruz kalmadan tam performansla çalışmasına yardımcı olmaktadır.
GaN bileşeni küçülme özelliğiyle de öne çıkmaktadır. Savaş uçaklarının ve füzelerin güç kaynaklarında kullanılmasıyla ise mühimmatlara ve yakıt depolarına daha fazla yer açılarak operasyonel avantaj elde edilebilir. Bu durum hâli hazırda kıymetli olan Galyum madeninin değerini artıracaktır.
Güncel olarak İran Savaşı’nda görev yapan BGM-109 Tomahawk kara-kara seyir füzesinde ve MIM-104 Patriot Hava ve Füze Savunma Sistemi’nde kullanılan Galyum madeni, küresel pazarda en fazla Çin tarafından üretilmektedir. Dünyadaki üretimin %95’ini gerçekleştiren Çin, radar teknolojisinin kaderini çizen bir rol üstlenmektedir. Şubat ayının sonunda başlayan ve hâlen devam eden İran Savaşı’nın küresel ticarette neden olduğu dalgalanmalardan etkilenen Çin yönetimi, maden ve mineral rezervlerine koyduğu ihracat kısıtlamasıyla Galyum madeninin de yurt dışına çıkışını engelleyerek Batılı savunma şirketlerini alarm seviyesine geçirmiştir.

Görsel 1: Galyum Madeninin Kullanıldığı BGM-109 Tomahawk Karadan Karaya Seyir Füzesi

Görsel 2: Galyum Madeninin Kullanıldığı MIM-104 Patriot Hava ve Füze Savunma Sistemi
- Antimon: Anti-tank mühimmatlarda, zırh delici başlıklarda, izli mermilerde ve sis mühimmatlarında kullanılan antimon maddesi, mühimmatın hedefe çarpması esnasında oluşan/oluşabilecek yapısal parçalanmayı ve bozulmayı önlemesiyle öne çıkmaktadır. Sülfürle olan bileşimi, gece gerçekleştirilen operasyonlarda kullanılan mermilerin yanarken arkasında ışık ve duman bırakarak iz oluşturmasını ve böylelikle personelin bilgi atış hakkında tahmin yürütmesini sağlamaktadır. IR arayıcılarda da yaygın bir şekilde kullanılan antimon, %50-60 oranlarında Çin tarafından üretilmektedir. Ancak ihracat kısıtlaması sebebiyle ABD bu madeni de alternatif yollardan elde etme çabaları göstermeye başlamıştır.
- Germanyum: Otonom araçların (tanklar, İHA’lar), füze arayıcı başlıkların ve atış kontrol sistemlerin optik ve sensörlerinde kullanılan Germanyum, hedefe kilitlenmede kolaylık sağlamaktadır. Silisyum ile olan bileşimi ise (SiGe) radar çiplerinin elektrik iletimini ve radarların tepki sürelerini hızlandırmaktadır. Termal kamera lensleri için vazgeçilmez bir madde olan Germanyum, IR dalga boylarını lenslerinden geçirerek hedef tespitinde avantaj sunmaktadır. Birçok element gibi Germanyum da çoğunlukla Çin tarafından üretilmekte olup (%60-80) ihracat kısıtlamasına tâbi tutulmuştur. Lockheed Martin, Raytheon gibi ünlü savunma şirketleri bu kısıtlama nedeniyle termal kamera üretim bantlarını yavaşlatma kararı almıştır.

Görsel 3: Germanyum Madeninin Kullanıldığı RIM-161 SM-3 Balistik Füze Savunma Füzesi
- Tungsten: Çelik tank zırhlarını rahatlıkla delip geçebilen güçlü bir yapıya sahip olan Tungsten, anti-tank mühimmatlarındaki delicilerin yapımında kullanılan en önemli maddedir. Uçak kanatlarında ise denge ağırlığı olarak kullanılmaktadır. Füzelerin çıkış anında oluşan nozullara (egzoz dumanı) karşı dayanıklı tek madde olması sebebiyle füze/hava savunma teknolojisinde kritik bir yapı taşıdır. Askeri teknolojinin nabzını elinde tutan Çin, dünyadaki Tungsten üretiminin ve rezervinin %80-85’ine sahiptir.

Görsel 4: Tungsten Madeninin Kullanıldığı RIM-161 SM-6 Balistik Füze Savunma Füzesi
Mühimmat Krizi İran Savaşı’nın Seyrini Nasıl Etkiler?
Madenler bakımından zengin bir rezerve sahip olan Çin’e karşı bağımlı durumda olan ABD, dönem dönem yaşanan kısıtlamalara ve kota uygulamalarına karşın savunma üretimini devam ettirebiliyordu. Ancak petrol, doğalgaz gibi kıymetli enerji yataklarına sahip olan ve küresel pazara olan arzın büyük kısmını üstlenen Ortadoğu coğrafyasında yaşanan savaşın Hürmüz Boğazı’nda ve Basra Körfezi’nde gemi geçişlerine engel olması nedeniyle dalgalanan küresel ekonominin Çin’i de etkilemesi sebebiyle Xi Jinping yönetiminin yürürlüğe koyduğu maden ihracatı kısıtlaması başta ABD olmak üzere birçok Batılı devletin endişeye sürüklenmesine neden oldu. Çünkü bu kısıtlama önce üretimlerin yavaşlamasına daha sonra ise aşamalı bir şekilde durdurulmasına neden olabilir. Yavaşlama hamleleri ise şimdiden uygulanmaya başlandı. Nedeni ise Trump yönetiminin savaşın ilk haftasından kullanmış olduğu mühimmat miktarının planlanan yıllık ürün teslimat sayısını geçmiş olması. Savaşın üçüncü haftasına girildiği de hesaba katılırsa ABD yönetiminin ciddi bir krizle karşı karşıya olduğu söylenebilir.
Kısıtlamalara karşın alternatif yollar arayan hükümet, rezerv sahibi diğer ülkelerle iş birliğine gitmeye başladı. Çin’e karşı bir birlik kurarak hammadde tedariğini devam ettirerek hem ulusal güvenliği hem de İran’daki savaşı stabil düzeyde tutmaya çalışıyor. Kısa vadede etkili gibi gözüken bu çözüm ABD’yi her yönden bir krize sürükleyecek gibi gözükmektedir. Nitekim krizin ilk çatlaklarının da oluşmaya başladığını söyleyebiliriz. Az miktardaki madenlerin fiyatlarının yükselmesi, önce finansal sıkıntıya ardından ise muhalif kesimde yükselen seslere neden oluyor. Savaşın maliyeti Trump yönetimini bir çıkmaza itiyor ve ilk günlerdeki destekçilerini yitirmesine sebep oluyor. Yükselen seslerin artması durumunda Trump’ın savaşı 1,5 ya da 2 ay gibi bir süre devam ettirip daha sonra çekilme kararı alması ya da ateşkes antlaşmasına yanaşması muhtemel bir senaryo kapsamında değerlendirilebilir.





