Cirit Anti-İHA: 70 milimetrelik füzenin drone çağındaki yeni görevi

Times of Defence Yazarı: Öğr. Gör. Burak GÜLER

 

Modern savaş alanında insansız hava araçlarının rolü birkaç yıl içerisinde köklü biçimde değişti. Bir dönem ağırlıklı olarak keşif ve gözetleme görevleriyle ilişkilendirilen İHA’lar bugün hedef tespiti, topçu ateşinin yönlendirilmesi, elektronik harp, hassas taarruz ve doğrudan kamikaze saldırıları gibi çok farklı görevlerde kullanılıyor. Özellikle düşük maliyetli FPV dronlar ve tek yönlü taarruz İHA’ları, hava savunma sistemlerini yalnızca teknik açıdan değil, ekonomik açıdan da zorlayan yeni bir tehdit sınıfı oluşturuyor.

Rusya-Ukrayna Savaşı bu dönüşümün en açık şekilde görüldüğü çatışmalardan biri oldu. NATO, savaş alanındaki düşük maliyetli İHA’ların yaygın kullanımının modern muharebenin karakterini değiştirdiğini ve orduların bu tehdide karşı hızla uyum sağlaması gerektiğini açık biçimde vurguluyor. ABD Kara Kuvvetleri de özellikle FPV dronların klasik savunma yöntemlerini zorladığını ve ölçeklenebilir, düşük maliyetli karşı-İHA çözümlerine duyulan ihtiyacın arttığını belirtiyor.

Sorunun temelinde basit bir denklem bulunuyor: Bir tehdidi vurabiliyor olmak ile o tehdidi sürdürülebilir şekilde vurabilmek aynı şey değildir. Binlerce veya on binlerce dolar seviyesindeki bir insansız hava aracının yüz binlerce hatta milyonlarca dolar değerindeki bir hava savunma füzesiyle imha edilmesi taktik olarak başarılı olabilir. Ancak yüzlerce İHA’nın kullanıldığı uzun süreli bir çatışmada bu yaklaşım ekonomik ve lojistik açıdan ciddi bir problem haline gelir. Nitekim NATO Genel Sekreteri Mark Rutte de Haziran 2026’da yaptığı açıklamada düşük maliyetli dronların sürekli olarak çok pahalı önleyicilerle vurulmasının sürdürülebilir olmadığını ve savunma maliyetinin tehdit maliyetine yaklaştırılması gerektiğini vurgulamıştır.

Türkiye’nin CİRİT Anti-İHA çözümü tam olarak bu değişen ihtiyaç içerisinde ortaya çıkmaktadır.

ROKETSAN tarafından geliştirilen CİRİT, esas olarak 2,75 inç sınıfındaki güdümsüz roketler ile daha ağır ve pahalı güdümlü tanksavar füzeleri arasındaki taktik boşluğu doldurmak amacıyla geliştirilen bir lazer güdümlü füze ailesidir.

Standart CİRİT; kara, deniz ve hava platformlarından hafif zırhlı veya zırhsız sabit ve hareketli hedeflere karşı kullanılabilmektedir. Füzenin 70 mm çapında, 1,9 metre uzunluğunda ve fırlatma tüpü hariç yaklaşık 15 kilogram ağırlığında olduğu açıklanmaktadır. Az dumanlı kompozit katı yakıtlı motor kullanan sistemde MEMS tabanlı ataletsel ölçüm altyapısı ve lazer arayıcı başlık bulunmaktadır. Lazer işaretlemede ise STANAG 3733 uyumlu işaretleyiciler kullanılabilmektedir. Standart CİRİT ailesi için açıklanan azami menzil 8 kilometredir.

Şekil 1. CİRİT Anti-İHA

CİRİT Anti-İHA ise bu olgun füze ailesinin hava hedeflerine karşı yeniden uyarlanmış yeni bir üyesidir. ROKETSAN, sistemi Mayıs 2026’da düzenlenen SAHA 2026’da ilk kez kamuoyuna tanıttı. CİRİT Anti-İHA’nın standart CİRİT’ten ayrıldığı kamuya açıklanmış en önemli iki unsur ise yaklaşma sensörü ve Anti-İHA harp başlığıdır. ROKETSAN, yeni versiyonun özellikle İHA’lara karşı kullanılan yüksek maliyetli hava savunma füzelerine alternatif oluşturacak şekilde geliştirildiğini belirtmektedir. Bu iki değişiklik ilk bakışta küçük görünse de bir kara hedefi için tasarlanan hassas güdümlü mühimmatın hava hedeflerine karşı kullanılabilir hale gelmesinde kritik öneme sahiptir.

Tablo 1. CİRİT Füze Ailesinin Temel Teknik Altyapısı

Teknik özellik Kamuya açıklanan veri
Çap 70 mm / 2,75 inç
Uzunluk 1,9 m
Ağırlık Yaklaşık 15 kg (fırlatma tüpü hariç)
Standart CİRİT azami menzili 8 km
İtki sistemi Az dumanlı kompozit katı yakıt
Güdüm altyapısı MEMS / Ataletsel Ölçüm Birimi + lazer arayıcı başlık
Lazer işaretleme STANAG 3733 uyumlu
CİRİT Anti-İHA’ya özgü açıklanan sistem Yaklaşma sensörü
CİRİT Anti-İHA’ya özgü harp başlığı Anti-İHA harp başlığı
Kullanım konsepti İnsansız hava araçlarının kinetik olarak etkisiz hale getirilmesi

CİRİT Anti-İHA’nın teknik analizinde üzerinde özellikle durulması gereken unsur yaklaşma sensörüdür. Bir kara aracına karşı yapılan füze angajmanında hedef genellikle birkaç metre uzunluk ve genişlikte, nispeten büyük bir fiziksel yüzey sunar. Hassas güdümlü mühimmat hedefe doğrudan çarparak veya hedef üzerinde infilak ederek etkisini meydana getirebilir. İHA angajmanında ise durum farklıdır.

Özellikle küçük ve orta sınıf insansız hava araçları daha küçük fiziksel kesite, üç boyutlu hareket kabiliyetine, değişken uçuş rotasına ve doğrudan çarpışmayı zorlaştırabilecek hedef geometrisine sahiptir. Bu nedenle bir hava hedefini etkisiz hale getirebilmek için füzenin mutlaka İHA’nın gövdesine doğrudan çarpmasını zorunlu kılmamak önemli bir avantaj sağlar. Yaklaşma sensörü genel çalışma prensibi itibarıyla füze ile hedef arasındaki uygun yakınlığı algılayarak harp başlığının hedefe temas gerçekleşmeden çalıştırılmasını mümkün kılar. Böylece hedefin doğrudan vurulması gereken tek bir geometrik noktadan ziyade, harp başlığının etkili olabileceği belirli bir hacim oluşturulabilir. CİRİT Anti-İHA’da kullanılan yaklaşma sensörünün radyo frekansı, lazer, optik veya başka bir algılama prensibine dayanıp dayanmadığı ROKETSAN tarafından kamuya açıklanmamıştır. Aynı şekilde sensörün algılama mesafesi ve tetikleme algoritması da açıklanmayan bilgiler arasındadır.  Ancak sistemin Anti-İHA görevine dönüşümünde yaklaşma sensörünün kullanılması, CİRİT’in yalnızca bir İHA’ya doğru ateşlenen standart füze olmadığını; öldürücülük zincirinin hava hedefinin özelliklerine göre yeniden tasarlandığını göstermektedir.

İkinci temel değişiklik ise özel Anti-İHA Harp Başlığıdır. Kara hedeflerine karşı kullanılan bir mühimmatın harp başlığı ile bir hava aracını etkisiz hale getirmek için gereken etki mekanizması birbirinden farklıdır. Hafif zırhlı bir kara aracında zırh penetrasyonu veya yüksek infilak etkisi önemli olabilirken küçük bir İHA için motor, pervane, kanat, uçuş kontrol sistemi, veri bağlantısı donanımı veya enerji sistemi üzerinde meydana getirilecek sınırlı bir yapısal hasar dahi uçuşun sona ermesi için yeterli olabilir. Bu nedenle anti-İHA mühimmatlarında hedefin mutlaka tamamen parçalanmasından ziyade uçuş kabiliyetinin kaybettirilmesi esas alınabilir. Bu yapı özellikle küçük hava hedeflerine karşı doğrudan vuruş zorunluluğunu azaltması bakımından önemlidir.

Bir İHA’nın vurulabilmesi için önce tespit edilmesi, takip edilmesi, sınıflandırılması, tehdit olarak tanımlanması, uygun silahın seçilmesi ve angajman için gerekli hedefleme verisinin oluşturulması gerekir. CİRİT’in temel füze ailesinin yarı aktif lazer güdüm mimarisi burada önem kazanmaktadır. Standart CİRİT, STANAG 3733 uyumlu lazer işaretleyicilerle (ASELSAN Engerek) çalışabilmektedir. Böyle bir sistemde hedef, harici veya platform üzerindeki bir hedefleme sistemi tarafından lazerle işaretlenirken füzenin arayıcı başlığı hedeften yansıyan lazer enerjisini takip eder. Dolayısıyla CİRİT Anti-İHA’nın başarısı yalnızca füzenin aerodinamik veya harp başlığı performansına bağlı değildir. Radar, elektro-optik sistem, hedef takip algoritmaları, lazer işaretleyici ve komuta-kontrol sistemiyle birlikte çalışan bütün bir sensörden efektöre angajman zincirinin performansı önem taşır. Nitekim sistemin kara konuşlu kullanımına ilişkin önemli bir gösterge 2026 yılında ortaya çıktı. Savunma Sanayii Başkanlığı, CİRİT Anti-İHA’nın hava hedefini tam isabet vurduğunu resmî olarak açıklamıştır. Bu gelişme, CİRİT Anti-İHA’nın yalnızca kavramsal bir mühimmat olmadığını; en azından kara konuşlu bir silah sistemi üzerinden hava hedeflerine karşı atış ve test safhasına ulaştığını göstermektedir.

Şekil 2. ASELSAN Engerek

Modern karşı-İHA savunmasında elektronik harp sistemleri son derece önemlidir. Bir İHA’nın komuta-kontrol veya uydu navigasyon bağlantısının kesilmesi bazı tehditlere karşı oldukça düşük maliyetli ve etkili bir çözüm sağlayabilir. Ancak tüm İHA’ların aynı şekilde çalışmadığı unutulmamalıdır. Günümüz savaşlarında giderek daha fazla önceden programlanmış rota takip eden, GNSS’den bağımsız seyrüsefer yöntemleri kullanan, otonom hedefleme kabiliyeti taşıyan, elektronik karıştırmaya karşı korumalı veya operatör bağlantısı için klasik radyo frekansı yerine farklı yöntemler kullanan insansız sistemler ortaya çıkmaktadır.

Bu nedenle elektronik harp ile İHA’nın görev yapmasının engellenmesi mümkün olmadığında ikinci bir savunma katmanına ihtiyaç vardır: fiziksel imha. Kinetik bir önleyici olarak CİRİT Anti-İHA’nın önemi burada ortaya çıkmaktadır. Elektronik harp soft-kill yani tehdidin fiziksel olarak yok edilmeden etkisizleştirilmesine dayanırken füze, top veya lazer gibi sistemler hard-kill yaklaşımını temsil eder. Modern hava savunmasında iki yöntemin birbirinin alternatifi değil, tamamlayıcısı olarak ele alınması gerekir. Bu durum Ukrayna’daki deneyimlerle de uyumludur. NATO ve ABD Kara Kuvvetleri tarafından yayımlanan değerlendirmelerde, İHA kullanımının hızla değişmesi nedeniyle savunma sistemlerinin de farklı algılama ve imha yöntemlerini bir arada kullanacak biçimde uyarlanması gerektiği vurgulanmaktadır.

Modern savaşta saldıran taraf yalnızca savunma sistemlerini fiziksel olarak imha etmeye çalışmaz; aynı zamanda savunucunun pahalı mühimmatlarını tüketmesini de hedefleyebilir. Düşük maliyetli İHA’lardan oluşan yoğun bir saldırı dalgasına sürekli olarak yüksek değerli hava savunma füzeleriyle karşılık verilmesi durumunda savunucu taraf teknik olarak bütün hedefleri imha etse bile ekonomik ve lojistik açıdan dezavantaj yaşayabilir. Bu nedenle geleceğin hava savunma sistemleri hedefi vurabilecek en güçlü silahı değil, hedefi kabul edilebilir başarı olasılığıyla vurabilecek en uygun maliyetli silahı seçmek zorundadır. ROKETSAN’ın CİRİT Anti-İHA’yı tanımlarken özellikle yüksek maliyetli hava savunma füzelerine alternatif oluşturmasını vurgulaması bu açıdan dikkat çekicidir. Firmanın açıklamasına göre sistem, uygun angajman zarfındaki İHA tehditlerinin daha pahalı platform ve mühimmatlar devreye alınmadan önce etkisiz hale getirilmesini hedeflemektedir. CİRİT’in burada sahip olduğu diğer önemli avantaj ise tamamen yeni bir füze ailesinin sıfırdan geliştirilmesi yerine olgunlaşmış mevcut bir füze mimarisinin yeni göreve uyarlanmasıdır. Standart CİRİT halihazırda farklı hava, kara, deniz ve insansız platformlara entegrasyon kabiliyetine sahip bir sistemdir. Bu mevcut ekosistem, Anti-İHA versiyonunun gelecekte farklı platformlara yayılması bakımından önemli bir mühendislik avantajı oluşturabilir.

Modern Savaş Alanında CİRİT Anti-İHA Nerede Konumlanıyor?

CİRİT Anti-İHA’yı klasik anlamda bir uzun menzilli hava savunma füzesinin küçük versiyonu olarak değerlendirmek doğru değildir. HİSAR veya SİPER sınıfındaki sistemlerin görevleri çok daha geniş hava sahalarının korunmasını, daha yüksek performanslı uçak, seyir füzesi ve diğer hava tehditlerinin önlenmesini kapsar. CİRİT Anti-İHA ise farklı bir probleme cevap vermektedir: yüksek değerli bir hava savunma füzesinin kullanılmasının ekonomik olarak anlamlı olmadığı fakat tehdidin mutlaka fiziksel olarak imha edilmesi gereken İHA angajmanı. Bu nedenle sistemin potansiyel kullanım alanları arasında askeri üslerin, kritik tesislerin, radarların, hava savunma bataryalarının, lojistik merkezlerin, komuta-kontrol noktalarının ve hareketli birliklerin İHA tehditlerine karşı korunması düşünülebilir.

Özellikle tek yönlü taarruz İHA’larının veya FPV benzeri sistemlerin toplu kullanımında savunma derinliği kritik hale gelir. En dış katmanlarda radar ve diğer sensörlerle başlayan süreç elektronik harp, kinetik önleyiciler, top sistemleri ve yönlendirilmiş enerji silahları gibi farklı efektörlerle devam edebilir. ROKETSAN’ın kendi ürün ailesinde dahi bu yaklaşımın farklı katmanları görülebilmektedir. Örneğin ALKA yönlendirilmiş enerji sistemi elektronik karıştırma ve lazer kullanarak mini/mikro İHA tehditlerine karşı çok yakın savunma sunarken, CİRİT Anti-İHA daha uzaktaki hedeflere karşı kinetik bir önleme seçeneği oluşturabilecek yapıdadır. ALKA için açıklanan lazer tahrip menzili 750 metredir; CİRİT ailesi ise tamamen farklı bir menzil ve öldürücülük sınıfında bulunmaktadır. Bu durum gelecekteki hava savunmasının tek bir mükemmel sistemden değil, farklı tehditlere uygun farklı maliyet ve menzil sınıflarındaki sistemlerin birlikte kullanılmasından oluşacağını göstermektedir.

CİRİT Anti-İHA’nın bugün kamuya açıklanan bilgiler üzerinden değerlendirilebilecek en önemli güçlü yönü, sıfırdan geliştirilen deneysel bir önleyiciden ziyade yıllardır kullanılan olgun CİRİT füze ailesi üzerine kurulmasıdır. 70 mm’lik kompakt mimari, farklı platformlara entegrasyon tecrübesi, lazer güdüm altyapısı, katı yakıtlı motor ve mevcut fırlatma sistemleri önemli avantajlardır. Yaklaşma sensörü ve Anti-İHA harp başlığı ise füzenin öldürücülük mekanizmasını küçük hava hedeflerine uyarlayan temel yeniliklerdir. Lazer güdümünün kullanıldığı bir mimaride hedefin başarılı biçimde tespit ve takip edilmesi ile lazer işaretlemenin devam ettirilmesi de sistem performansının önemli bir parçasıdır. Yoğun sis, duman, toz, yağış veya görüş hattını etkileyen çevresel şartların elektro-optik ve lazer tabanlı sistemler üzerindeki genel etkisi düşünüldüğünde, CİRİT Anti-İHA’nın tek başına değil daha geniş bir sensör ve hava savunma ağı içerisinde değerlendirilmesi daha gerçekçi olacaktır.

CİRİT’in geliştirilme hikayesinde dikkat çekici bir süreklilik bulunmaktadır. Füzenin ilk ortaya çıkış amacı, düşük maliyetli fakat hassas olmayan 2,75 inç güdümsüz roketlerle yüksek etkili fakat daha ağır ve pahalı tanksavar füzeleri arasındaki taktik boşluğu doldurmaktı. CİRİT Anti-İHA ise aynı temel mühendislik yaklaşımını farklı bir probleme taşımaktadır. Bu kez boşluğun bir tarafında elektronik harp, yakın mesafe top ve yönlendirilmiş enerji sistemleri; diğer tarafında ise daha gelişmiş ve yüksek maliyetli hava savunma füzeleri bulunuyor. Ortada ise birkaç bin dolarlık FPV sistemlerinden daha gelişmiş tek yönlü taarruz İHA’larına kadar hızla genişleyen bir tehdit ailesi yer almaktadır. Bununla birlikte 2026 yılında gerçekleştirilen hava hedefi testinin başarıyla sonuçlanması ve sistemin PUSU üzerinden kullanılabilmesi, konseptin yalnızca teorik seviyede kalmadığını göstermektedir. Rusya-Ukrayna Savaşı başta olmak üzere günümüzde devam eden çatışmaların ortaya koyduğu temel ders açıktır: geleceğin hava savunması yalnızca daha uzun menzilli ve daha gelişmiş füzeler geliştirmekle kazanılmayacaktır. Savunmanın, saldırı kadar ekonomik ve ölçeklenebilir hale getirilmesi de gerekecektir.

Şekil 3. PUSU üzerinde CİRİT Anti-İHA

KAYNAKLAR

  • ROKETSAN
  • NATO
  • Milli Savunma Bakanlığı

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir