Asrın Savaş Uçağı KAAN’da Yeni Perde: Versiyon P1 ve Gelecek Konfigürasyonları

Times of Defence Yazarı – Mehmet USLU – 12 Ağustos 2026

KAAN’ın uçuş karakteristiklerini doğrulamak amacıyla üretilen mühendislik prototipi P0‘ın aksine, P1 prototipi uçağın seri üretim konfigürasyonuna çok daha yakın ve kapsamlı görev sistemlerinin entegre edildiği bir aşamaya geçildiğini göstermekte. İki prototip arasındaki temel tasarımsal ve teknik farklara ve gelecekte karşımıza çıkabilecek farklı tip konfigürasyonlar üzerine duracağız.

Tasarımsal ve Aerodinamik Farklar

Hava Girişleri (İntake): P1’de yanal hava girişlerinin ön kenarları kokpite göre daha geride başlamaktadır. Giriş omuzları daha derin hale getirilmiş ve gövde kenarlarına daha sürekli bir şekilde entegre edilmiştir.

Burun ve Hava Veri Çubuğu: P0’da burun ucunun tam merkezinde bulunan uzun uçuş testi hava verisi ölçüm çubuğu, P1 prototipinde ön burnun sancak (sağ) tarafına taşınmıştır. Ayrıca P1’in burun kısmının sensör entegrasyonu için genişletildiği görülmekte.

İniş Takımları: P1 prototipi P0’dan daha alçakta durmaktadır. İniş takımı payandaları daha kısa ve kompakt olup, ana tekerlek izi daha geniştir. Ayrıca P0 uçuşlarını iniş takımları açık tamamlarken, P1’in tam bir geri çekme ve açılma dizisini gerçekleştirebilecek bir yapıya sahip olması planlanmaktadır.

Gövde ve Kuyruk Yapısı: Orta gövde P1’de daha geniş görünmektedir. Arka gövdede motorlar ile stabilizatör kökleri arasındaki alan genişletilmiş, dikey kuyruk uçları ve motor bölmesi etrafındaki paneller revize edilmiştir. Uçağın elevon ve yatay kuyruk (stabilizatör) tasarımlarında da belirgin değişiklikler bulunmaktadır.

Sistem ve Sensör Entegrasyonu

Sensör Donanımları: P1’in stratejik açıdan en büyük farkı, gövdeye entegre edilmiş sensör yuvalarıdır. Kokpitin önünde ASELSAN KARAT kızılötesi arama ve takip sistemi için çokgen bir kurulum, burnun altında ise TOYGUN elektro-optik hedefleme sistemi için açılı bir kaplama yer almaktadır.

Elektronik Harp: P1’in eğimli dikey stabilizatörlerinin uçlarına ve ön kenarlarına radyo frekansı veya elektronik harp açıklıkları entegre edilmiştir.

İç Silah İstasyonu: İlk prototipte net görülmeyen dahili silah sistemleri, P1 prototipiyle birlikte görünür hale gelmiştir.

KAAN Savaş Uçağının Planlanan Konfigürasyonları

KAAN’ın aşamalı bir geliştirme ve üretim takvimi ile farklı bloklarda üretilmesi planlanmaktadır:

Blok 10 ve Blok 20: İlk aşamada üretilecek olan bu konfigürasyonlarda (yaklaşık 20 ila 40 adet), gücünü ABD menşeli General Electric F110-GE-129 motorlarından alan uçakların Türk Hava Kuvvetleri’ne teslim edilmesi hedeflenmektedir.

Blok 30 ve Sonrası: Bu aşamadan itibaren uçaklarda Türkiye tarafından yerli olarak geliştirilen TF35000 turbofan motorunun kullanılması planlanmaktadır. Yerli motorla birlikte uçağın tam bağımsızlık kazanması ve 6. nesil yeteneklere yaklaşması öngörülmektedir.

Görev Profilleri: Uçak, hem hava-hava hem de hava-kara görevlerini aynı anda yürütebilecek çok rollü (multi-role) bir yapıda üretilecektir.

Türkiye’nin hali hazırda aktif olarak kullandığı amfibi çıkartma ve SİHA gemisi olan TCG Anadolu ve inşaatı hızla devam eden Milli Uçak Gemisi MUGEM de de kullanılabilmesi adına KAAN savaş uçağının deniz platformlarına iniş kalkış yapabilmesi için KAAN P3 konfigürasyonu ile boy göstermesini beklemekteyiz. Bu konfigürasyonda daha güçlü motor seçeneği, gövdesel farklılıklar dikey iniş kalkış modelinin denenmesi ve deniz koşullarına daha dayanıklı dış gövde parçaları, kaplamalar ve korozyona daha dayanıklı iç mekanik aksamlar şeklinde geliştirilmiş versiyonu bizlere sunulmasını beklemekteyiz.

İhracat Konfigürasyonu: Özellikle Endonezya gibi ülkeler için ABD kısıtlamalarından bağımsız, “ITAR-Free” olarak nitelendirilen yerli motorlu bir versiyonun üretilmesi gündemdedir.

Sürü Konsepti (K-Swarm):KAAN’ın, insansız savaş uçakları KIZILELMA ve ANKA-3 ile koordineli çalışabileceği bir operasyonel konfigürasyon içinde görev yapması planlanmaktadır

KAAN’ın mühendislik prototipi olan P0 ile seri üretim hattına daha yakın bir aşamayı temsil eden P1 prototipi arasında hem tasarımsal hem de sistem entegrasyonu açısından önemli farklar bulunmaktadır.

Özetle P0 temel uçuş prensiplerini doğrulamak için bir “test platformu” olarak kullanılırken, P1 prototipi performans testleri, aviyonik doğrulamalar ve görev sistemlerinin uçuş sırasında test edilmesi için geliştirilmiş “savaşçı” kimliğine daha yakın bir platformdur.

 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir