Konvansiyonelden Algoritmaya: Dijital Harp Konseptine Geçişte Otonom Sistem Faktörü

Güldeniz Suna – Times of Defence Araştırmacısı – 29 Haziran 2026
Tarihsel akışı şekillendiren ve jeopolitik dengeleri değiştiren savaşlar, dönemin teknolojik altyapısıyla entegre bir dönüşüme uğrayarak devletlerin caydırıcılık gücünü artırmaktadır. Carl von Clausewitz’in “Savaş, politikanın başka araçlarla devamıdır” tezinin hâlen geçerliliğini koruduğu günümüzde siyasi rekabetlerin askerî alana da aktarılarak teknolojik sistemler ve ordular oluşturulduğu görülmektedir. Güvenlik ikilemini ortaya çıkaran bu durum, savaşı cephenin dışına taşıyarak dijital harp konsepti kavramını askerî literatüre dâhil etmiştir. Siber saldırıları, yapay zekâ destekli sistemleri, uydu teknolojileri ve otonom araçları bünyesinde barındıran bu harp konsepti artık devletlerin en büyük gücü niteliğindedir.
Otonom Teknolojiler ve Üç İnsan-Sistem Modellemesi
İnsan müdahalesine ihtiyaç duymayan veya sınırlı insan denetimiyle çalışan otonom sistemler, yapay zekâyla, makine öğrenmesi yoluyla ve sensör sistemleriyle desteklenen teknolojik araçlardır. İHA/SİHA’ları, kara ve deniz platformlarını ve siber teknolojilerini kapsayan otonom sistemler 3 ayrı başlıkta incelenmektedir:
1) Human-in-the-loop (İnsanın Karar Verdiği Model): Tamamen insan kontrolünde olan bu modelde sistem hedefin tespitini ve analizini yapsa da hedefin imhasına insan karar vermektedir. Düşük hata riskiyle nokta tespit operasyonların vazgeçilmezi olan bu otonom model, karar süresindeki yavaşlığı ve yoğun savaştaki yetersiz kalma riskine karşın hâlen en yaygın ve güvenli model olarak çeşitli sistemlerde kullanılmaktadır. Bayraktar TB2 SİHA bu modelin en güzel örneği olmakla birlikte MQ-1 Predator ve MQ-9 Reaper Amerikan SİHA platformları da insan merkezli bu modeli kullanmaktadır. Savaşların dengesini değiştiren füze savunma sistemlerinde de kullanılan model, insanın hâlen merkez güç olduğunu ortaya koymaktadır.

Görsel 1: Bayraktar TB2 SİHA
2) Human-on-the-loop (İnsanın Denetlediği Model): Sistemin insanın denetiminde olduğu bu modelde karar alma ve uygulama sisteme aittir ancak insan tüm süreci takip etmekte ve müdahale gerektiren durumlarda kontrolü ele almaktadır. Her teknolojik sistemde/araçta görülen avantaj-dezavantaj ikilemi bu modelde de görülmektedir. Milisaniyelik tepkisiyle yoğun saldırılarda avantajlı olan modelde insan kontrolünün sınırlı olması ise sistem hatalarına olanak vermektedir. Millî yarı otonom SİHA Kargu-2’de kullanılan model, İsrail’in hava savunma sistemi Demir Kubbe’de de yer almaktadır. Bu model sayesinde İsrail hava sahasına yöneltilen roketler otomatik olarak tespit ve imha edilmektedir. Sistem gerektiğinde durdurulabilse de sisteme genelde müdahale edilmemektedir.

Görsel 2: Yarı Otonom SİHA Kargu-2
3) Human-out-of-the-loop (Tam Otonom Model): Bu modelde tüm operasyonel işleyiş sisteme aittir; sistem hedefi belirleyip analiz yaptıktan sonra saldırı emrini de bizzat vermekte hedefi imha etmektedir. Personel kaybını sıfıra indiren, maksimum hızda 7/24 operasyon gerçekleştirme imkânı sunan bu tam otonom modeli, çeşitli açılardan riskli görülmektedir. Yapay zekâ tabanlı çalışan sistemin olası bir hata yapması durumunda geri döndürme imkânı bulunmamaktadır. Aynı zamanda sistemin kontrolden çıkma ihtimali ise etik ihlallerine sebebiyet vermektedir.

Tablo 1: Otonom Modellerinin Karşılaştırması
Otonom Sistemlerin Harp Konseptine Etkisi
Üç temel alanda değiştirici faktör olarak öne çıkan otonom sistemler, sadece bu alanları dönüştürmekle kalmayıp ilk çağlardan bu yana aktarılan ve çeşitli dönemlerde geliştirilen harp konseptini yeniden dizayn etmiştir. Verileri işleme ve karar alma süreçlerindeki zaman kaybını minimize ederek operasyonların ritmini artırmıştır. Sürü dronelarda yaygın biçimde kullanılmasıyla da savunma sanayiindeki yüksek maliyetin önüne geçerek devletlerin ekonomik yükünü hafifletmiştir. Fiyat-performans bir etki sunan sürü dronelar, tek başına yeterli saldırı gücünü yakalayamamaktadır ancak koordine hâlinde hareket ettiklerinde büyük ölçekte hasar kapasitesine ulaşmakta ve kritik tesisler ile altyapıları işleyemez hâle getirebilmektedir. Asimetrik harp konseptinin en önemli araçlarından biri olan bu mini araçlar, güvenlik parametrelerinde kritik algı değişkenliğine sebep olmaktadır.
Algoritmaların Mücadelesi: Harpte İnsan 2.0 Dönemi
İnsanlık tarihi boyunca devam eden güç mücadelesi, krizlere, çatışmalara ve savaşlara neden olarak toplum dinamiklerini sürekli değiştirmiştir. “İnsan için insanların savaşı” konseptiyle ilerleyen savaş tarihi, gelişen teknolojiyle birlikte yeni bir paradigmaya geçiş yapmıştır. “İnsan için algoritmaların savaşı” olarak adlandırılabilen bu dönemde robotik teknolojiler, otonom sistemler, siber altyapılar ve geleceğin şekillendiricilerinden biri olan yapay zekâ kritik rollerde yer almaktadır. İnsanlar tarafından geliştirilen ve hâlen de insanın kontrolünde olan (kısmen veya tamamen kontrolü elinde tutmakla birlikte bazı sistemlerde kontrol artık sistemin kendisindedir) bu teknolojik sistemler, hem gerçek dünyada hem de siber dünyada birbirleri ile savaşmaktadır. Personel güvenliği için avantajlı görünen bu durum, harpte ise insan 2.0 dönemini başlatmaktadır. Teknolojik ilerlemenin ve makineleşmenin en üst seviyesini ifade eden bu kavram, insan hayatı için riskler taşımakta olup bu risklerin en başında otonom sistemlerin kontrolden çıkabilme ihtimali gelmektedir. Bu ihtimal hukuki açıdan birtakım ihlalleri doğurmakla birlikte otonom sistemlerin gerekliliği üzerinde de tartışmalara neden olmaktadır.





