Körfez’in Mavi Sularında ULAK ve SAMI’nin Stratejik İttifakı

Times of Defence Konuk Yazarı Serdar ARSLAN – JSGA/Güvenlik Bilimleri Enstitüsü – 14 Şubat 2026
Modern harp sahasında kurallar yeniden yazılırken, Suudi Arabistan’ın savunma alanında yaşanan sessiz ama derinden gelen değişimi iyi okumak gerekiyor. Riyad’da düzenlenen World Defense Show (WDS) 2026, sadece 8.8 milyar dolarlık sözleşmelerin imzalandığı bir fuar olmanın ötesinde, Suudi Krallığının “hazır alım” stratejisinden “yerli üretim ve teknolojik ortaklık” modeline geçişinin adımı niteliğindeydi. Bu dönüşümün en somut ve belki de en kritik adımı, deniz güvenliğinin geleceğini şekillendirecek olan Türk firması ULAK Global ile SAMI (Suudi Arabistan Askeri Sanayii) arasındaki stratejik ortaklıkta vücut buldu.

Mavi Vatan’dan Kızıldeniz’e Teknoloji Transferi
Türkiye’nin ilk Silahlı İnsansız Deniz Aracı’nı (SİDA) geliştiren ULAK Global ile imzalanan anlaşma, klasik bir tedarik zinciri ilişkisinin çok ötesinde anlamlar taşıyor. WDS 2026’da atılan imzalarla, ULAK insansız su üstü araçlarının (İDA) sadece Suudi envanterine girmesi değil; Krallık topraklarında yerel olarak üretilmesi, tasarlanması ve geliştirilmesi karara bağlandı.
Bu hamle, Kızıldeniz ve Basra Körfezi gibi kritik enerji nakil hatlarına ev sahipliği yapan bir coğrafyada, deniz güvenliği mimarisini kökten değiştirme potansiyeline sahip. ULAK Global Yönetim Kurulu Üyesi Kerem Kalafatoğlu’nun da vurguladığı gibi, bu iş birliği Suudi Arabistan’ın yerli İDA üretimine katkı sağlarken, yılların bilgi birikiminin (know-how) transferini de beraberinde getiriyor. Amaç sadece yerel ihtiyaçları karşılamak değil; ULAK platformlarını Suudi Arabistan üzerinden dünyaya ihraç edilebilir bir marka haline getirmek (TRT World, 2026).
SAMI Autonomous: Yetkinliklerin Tek Çatı Altında Konsolidasyonu
Riyad’ın bu hamlesini daha geniş bir perspektifte, SAMI’nin kurumsal dönüşümüyle birlikte okumak şart. WDS 2026’da duyurulan en stratejik yapılanmalardan biri, şüphesiz SAMI Autonomous şirketinin kuruluşu oldu. SAMI, bir “şirket” yapısından “stratejik grup” yapısına evrilerek, otonom sistemler alanındaki gücünü artık dağınık bir yapı yerine, hava, kara ve deniz platformlarını kapsayan tek bir çatı altında toplama kararı aldı.
SAMI Autonomous, insansız hava araçlarından robotik sistemlere ve ULAK ile geliştirilecek deniz platformlarına kadar geniş bir yelpazede faaliyet gösterecek. Şirketin vizyonu, sadece montaj hattı kurmak değil; otonom sistemlerin beyni olan kontrol teknolojileri, sistem entegrasyonu ve yapay zeka tabanlı çözümlerde Suudi Krallığını bir “merkez üs” haline getirmek (“SAMI launches two companies,” 2026). Bu, Suudi Arabistan’ın Vision 2030 kapsamındaki %50 yerlileştirme hedefininki 2024 sonu itibarıyla %25 seviyelerine ulaşılmıştır sadece çelik üretimiyle değil, yazılım ve otonom akıl ile de desteklendiğinin en net göstergesidir.
Sonuç: Bölgesel Dengede Yeni Bir Sayfa
Suudi Arabistan’ın ULAK Global ile kurduğu bu ortaklık ve SAMI Autonomous hamlesi, savunma sanayiinde “tüketici” konumundan “geliştirici ortak” konumuna geçişin en net fotoğrafıdır. Türkiye’nin insansız sistemlerdeki rüşdünü ispatlamış tecrübesi ile Suudi Arabistan’ın finansal gücü ve stratejik vizyonunun birleşimi, bölgedeki deniz güvenliği denklemini yeniden kuruyor.
Kızıldeniz’in güvenliği artık sadece fırkateynlere ve korvetlere değil; Riyad’da tasarlanıp üretilen, Türk mühendisliğinin genlerini taşıyan otonom “deniz kurtlarına” emanet edilecek.





