Coğrafya, Jeopolitik ve Enerji Potansiyeli Denkleminde İran’ın Mevcut Jeostratejik Konumu ve Bölgedeki Küresel Etkiler Üzerine Bir Değerlendirme

Times Of Defence Yazarı – Öğr. Gör. Ömer Memoğlu
İran, sahip olduğu coğrafi yapısı, jeostratejik konumu ve yüksek enerji potansiyeli ile Orta Doğu, Kafkasya, Orta Asya ve Güney Asya arasında kilit bir güç alanı oluşturmakta ve bu bölgede istikrarsızlık oluşturulmak istenen ülkelerin başında gelmektedir. Son yaşanan gelişmeler ve İsrail-İran 12 Gün Savaşı da bu amaçlanan istikrarsızlık senaryoları çerçevesinde yaşanmakta/konu bu perspektiften dikkatle-hassasiyetle incelenmeli-değerlendirilmelidir.
Ülkenin büyük ölçüde dağlık ve plato karakterli fiziki coğrafyası/yapısı incelendiğinde, özellikle tarihsel süreç boyunca İran coğrafyasının hem savunma avantajı/üstünlüğü sağlamış olup hem de merkezî otoritenin güvenlik ve kontrol kapasitesini güçlendiren doğal bariyerler olarak öne çıktığı görülmektedir. İran’ın sahip olduğu coğrafi avantajının doğal yollardan savunma hatları oluşturulmasına imkân sunması ülkeyi dış tehditlere karşı doğal yollardan korunaklı hâle getirmektedir. Zagros ve Elburz dağları İran’ın askerî-stratejik derinliğini artırırken; Lut ve Kebir çölleri ise ülkenin iç bölgelerinde nüfus yoğunluğunu sınırlayarak güvenlik mimarisinin şekillenmesinde belirleyici bir rol oynamaktadır.
Ancak İran’ın bu avantajlı coğrafyası karşısında bölgede istikrarsızlık oluşturmak isteyen aktörler bu sefer içeriden kuşatma/çevreleme yöntemlerini denemekte, İran’da rejimi aşındırmaya/kuşatmaya çalışmakta, İsrail dış istihbarat servisi Mossad’ın içeriden müdahaleleri kapsamında devlet içeriden yıkılmaya/aşındırılmaya/istikrarsızlaştırılmaya çalışılmaktadır.
İran’ın jeopolitik konumu ise Hazar Denizi ile Basra Körfezi arasında uzanan bir enerji ve ticaret koridoru üzerinde yer alması nedeniyle küresel ölçekte stratejik önem taşımaktadır/bölge birçok enerji koridorunda transit geçit bölgesi-bağlantı merkezi özelliğiyle dikkat çekmektedir. Özellikle Hürmüz Boğazı’na olan hâkimiyeti ile İran, dünya petrol ticaretinin önemli bir bölümünün geçtiği bu dar geçit üzerinden önemli bir jeopolitik kaldıraç sağlamaktadır.

Harita 1. Dünyanın en önemli petrol koridoru Hürmüz Boğazı’na hâkimiyet
Aynı zamanda İran, Avrasya enerji havzaları ile Orta Doğu enerji sistemleri arasında da köprü konumunda bulunmakta; bu durum da ülkeyi yalnızca bir enerji üreticisi değil, potansiyel bir enerji dağıtım ve transit aktörü hâline getirmektedir. Enerji potansiyeli açısından İran dünyanın en büyük doğal gaz rezervlerinden birine ve önemli petrol sahalarına sahiptir. Bu kaynaklar ülkenin ekonomik kapasitesinin yanı sıra dış politika ve güvenlik stratejilerinin de temel belirleyicileri/İran diplomasisinde dengeleri belirleyici etkenler arasında yer almaktadır.
Ancak İran’ın yıllardır maruz kaldığı yaptırımlar, teknolojik kısıtlamalar ve küresel enerji piyasalarındaki dalgalanmalar İran’ın enerji potansiyelini tam anlamıyla küresel güce dönüştürmesini zorlaştırmakta/sürekli engellemeler-kısıtlamalar ile uğraşması çerçevesinde İran’ın küresel güce dönüşmesinin engellenmesi için istikrarsızlaştırılmak istendiği anlaşılmaktadır. Tüm bunlara rağmen İran enerji kaynaklarını bölgesel ittifaklar, enerji diplomasisi ve jeopolitik pazarlık unsuru olarak kullanmaya devam etmekte/her türlü kartını da masaya sürmektedir.
Bu çalışma kapsamında İran’ın coğrafi yapısının, jeopolitik konumunun ve enerji potansiyelinin üzerinde durularak İran’ın coğrafi ve jeopolitik konumu ile enerji potansiyelinin stratejik bir derinliğe sahip olduğuna dikkat çekilerek bu üçlü yapının İran’ı yalnızca bölgesel bir aktör değil, küresel güç dengelerinde dikkate alınması gereken jeopolitik bir merkez olması değerlendirilecektir.
İran’ın Coğrafi Yapısı ve Jeopolitik Konumunun İncelenmesi
Güney Asya, Orta Asya, Kafkasya ve Orta Doğu bölgelerinin kesişiminde olan İran’ın coğrafik yapısı dağlık olmasıyla öne çıkmaktadır. Doğal savunma hattı niteliğinde olan bu araziler, dışarıdan gelebilecek tehditlere karşı bir stratejik avantaj sunmaktadır. Ülkenin savunma ve güvenlik mimarisini etkileyen bu unsur, asimetrik savaşın benimsenmesine neden olmaktadır.
Hazar Denizi ve Basra Körfezi arasında konumlanan bu kadim devlet, bölgesel ve küresel güç dengelerinin şekillenmesinde kritik bir rol oynamaktadır. Küresel pazar ağlarını birbirine bağlaması ve enerji akışının kilit noktasını oluşturması, İran’ı gözardı edilemeyecek bir konumda olmasını sağlamaktadır.

Harita 2. İran’ın fiziki haritası
Küresel enerji çerçevesinde, Hürmüz Boğazı tüm aktörler için önem teşkil eden bir noktadır. İran’ın bu noktaya olan yakınlığı ve üzerinde oluşturmuş olduğu etki, enerji güvenliğinde İran’a jeopolitik bir kazanım sunmaktadır. Bu kazanım İran’ın dış politikasında bölgesel rekabetleri tetikleyen bir faktör olmakla birlikte küresel aktörlerle olan ilişkilerinin şekillenmesinde de rol oynamaktadır.

Harita 3. Hürmüz Boğazı’nın İran’a olan yakınlığını gösterir harita
İran’ın Mevcut Enerji Potansiyeli
21. yüzyılın jeoekonomik bir gücü olarak dengeleri değiştiren hidrokarbon rezervleri, İran’ın ekonomik gücünün büyük kısmını oluşturmaktadır. Küresel doğal gaz rezervlerinin büyük çoğunluğuna sahip olan İran, Güney Pars / North Dome gibi devasa sahaların sağladığı avantaj sayesinde enerji arzında uzun vadeli bir kapasiteye sahiptir. Orta Doğu bölgesinin önde gelen petrol üreticisi de olan İran, sahip olduğu bu enerji gücünü sadece ekonomik değil, stratejik denge oluşturma noktasında da kritik olduğunun farkındadır ve bu durumu kendi lehine değerlendirmektedir.

Harita 4. İran’ın petrol ve doğal gaz kaynakları
Enerji güvenliği, sanayi ve dış ticaret çerçevesinde belirleyici bir rol oynayan bu kaynakların kullanılması noktasında İran’ın çeşitli siyasi engellemelerle karşı karşıya kaldığı görülmektedir. Uluslararası kuruluşlar ve bazı devletler tarafından yaptırımlara maruz kalan İran, teknolojik erişim kısıtlaması nedeniyle üretim ve ihracat konusunda zorluklar yaşamaktadır. İhracat güzergâhları ve enerji akışı hatlarındaki riskler, İran’ın dış politika ve güvenlik mimarisini buna göre şekillendirmesine neden olmaktadır. Tüm bu yaptırım ve risk faktörlerine karşın jeopolitik ve jeoekonomik güç potansiyelini korumaya devam eden İran, “İran’sız bir bölgesel ve küresel sistem olmayacağını” açıkça ilan etmektedir.
Stratejik Analiz ve Değerlendirme
Sahip olduğu coğrafi kazanım, jeopolitik güç ve enerji kapasitesi, İran’ı sıradan bir enerji üreticisi ve ihracatçısı konumundan çıkarıp multidirectional (çok yönlü) bir aktör konumuna getirmektedir. Fiziki koşullarının sunmuş olduğu savunma anlayışıyla şekillenen ve enerji güvenliğine yönelik risk barındıran faktörlerin neden olduğu endişeler İran’ın çok kapsamlı bir güvenlik ekosistemi inşasına sebebiyet vermektedir. Sadece barış dönemlerinde değil, kriz durumlarında da hesaba katılması gereken bir güç olan İran, bölgesel ve küresel dengenin aktif oyuncusu olarak yer almasına neden olmaktadır. Bu gücü tehlikeli bulan Batılı aktörler, uyguladığı yaptırımlarla İran’ın etkisini kırmaya çalışarak bölgedeki planlarının bozulmaması için çaba göstermektedirler. Bölgesel ve küresel istikrarın olmaması amacıyla icra edilen bu planlar, başta İran’ın ve Orta Doğu’nun bekâsına yönelik ciddi bir tehdit oluşturmaktadır. Bugünlerde İran’da yaşanan rejim karşıtı eylemler ve ABD’nin müdahale tehditleri de sadece bir siyasi kriz olarak değil, yazıda ele alınan tüm kazanımlar çerçevesinde değerlendirilmelidir.





