Karadeniz’den Gelen “Hava İzi”

Times of Defence Konuk Yazar Serdar Arslan – Jandarma ve Sahil Güvenlik Akademisi (Özel Öğrenci) – 02 Ocak 2026

 

15 Aralık 2025’te Milli Savunma Bakanlığı’nın kamuya yansıyan açıklamasına göre Karadeniz üzerinden Türk hava sahasına yaklaşan bir “hava izi” tespit edildi; rutin prosedürler kapsamında takibe alındı, F-16’lar alarm reaksiyon görevi ile havalandı ve “kontrolden çıktığı anlaşılan” İHA, meskûn mahal dışındaki emniyetli bir bölgede etkisiz hâle getirildi.

“Neden Kıyıda Değil İçeride Vuruldu?”: Asıl Cevap Çoğu Zaman Yer Güvenliğidir

Kamuoyunda “Neden Çankırı’ya kadar izin verildi?” sorusu doğal. Ancak modern hava savunma pratiğinde “izin vermek”ten çok, en düşük toplam riskle sonlandırmak esastır:

  • İHA mı, sivil/meteorolojik bir hedef mi, kontrol kaybı mı, kasıtlı bir ihlal mi? Yanlış angajmanın siyasi/operasyonel bedeli çok yüksek olabilir.
  • Bir hedefi vurmak, parçalarının nereye düşeceğini de yönetmektir. MSB’nin “emniyetli, meskûn mahal dışı” vurgusu bu nedenle kritik olduğu öngörülmektedir.

ABD’nin 2023’teki “balon” vakasında dahi, hedef güvenli düşüş bölgesine gelene kadar beklenmesi, “hızlı vurmak” ile “doğru yerde vurmak” arasındaki farkı gösteren öğretici bir örnekti.

Radarlar “Geç mi Tespit Etti?”: Küçük Hedeflerde Mesele Çoğu Zaman Tespit Değil, Sınıflandırma ve Karardır

Küçük/orta sınıf İHA’larda problem sıklıkla “radar hiç görmedi” değil; alçak irtifa–yer şekilleri–düşük RCS–clutter kombinasyonu nedeniyle iz kalitesinin dalgalanması ve bunun üstüne gelen ROE/PID gereklilikleridir. MSB’nin açıklamasında da “tespit edildi, takip edildi, değerlendirildi” çizgisine oturmaktadır.

Hava Durumu Bu Aşamada Ne Kadar Etkili Oldu?

Bu olayda “hava şartları yüzünden gecikme” iddiasını test etmenin en sağlam yolu, bölgedeki METAR gözlemlerine bakmaktır.

  • Kastamonu (LTAL) – 15 Aralık: METAR’larda yakında sağanak (VCSH) ve hafif yağmur (-RA) kodları görülüyor; görüş çoğunlukla 9999 m (iyi).
  • Ankara/Esenboğa (LTAC) – 15 Aralık: Gün içinde kısa süreli hafif sağanak (-SHRA)/“RESHRA” kayıtları var; ancak görüş yine 9999 m.

Sonuç: Meteoroloji, radarı tamamen “kör eden” bir tablo göstermiyor. Buna karşılık, özellikle Kastamonu hattındaki bulut/yağış geçişleri, EO/IR ile görsel teyit safhasını zorlaştırıp “teşhis → angajman” kararını uzatabilen ikincil bir faktör olabilir.

“Neden S-400 Değil de F-16?”: Barış Zamanı Hava Resmi Yönetiminde “Önleme Uçağı” Standart İlk Tepkidir

 S-400 tartışması popüler; fakat pratikte her hedefe “stratejik uzun menzil SAM” ile gidilmez. Bu tip olaylarda F-16’nın seçilmesi, üç nedenle doktrinel olarak mantıklıdır:

  1. F-16’lar, hedefi yakından teşhis/ikaz/izleme imkânı verir.
  2. Hedefi “emniyetli düşüş bölgesine” kadar baskılama/izleme ve uygun anda angajman.
  3. Menşe/niyet belirsizken daha kontrollü bir kuvvet kullanımı.

Nitekim MSB çizgisi de “F-16 alarm reaksiyon görevi” ve “emniyetli bölgede imha” şeklinde yansımıştır.

Peki Bu İHA “Hava Savunmayı Test Etmek” İçin Bilinçli Gönderilmiş Olabilir mi?

Teorik olarak evet, çünkü Karadeniz havzasında tarafların(Rusya-Ukrayna) birbirinin reaksiyon süresini, sensör zincirini ve angajman eşiğini yokladığı “probing” örnekleri dünya literatüründe bilinir. Ancak bu olaya özel olarak açık kaynaklar, şimdilik “kontrolden çıkmış/yanıt vermeyen” çerçeveyi öne çıkarıyor ve kime ait olduğu net değil.

Son Söz

15 Aralık günü meydana gelen bu olay, Türkiye’nin hava güvenliğini işleten sistemin “takip–değerlendirme–emniyetli bölgede imha” yaklaşımını gösteriyor.

Asıl kritik olan, bu tip vakaların sayısı arttıkça, bugün “bir İHA” diye konuştuğumuz şey, yarın sürü (swarm) olarak kapımıza gelebilir; hazırlık da buna göre yapılmalıdır.

 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir