Türkiye-Somali Enerji ve Güvenlik İş Birliği: Jeopolitik Bir Analiz

Times of Defence Konuk Yazar – Şahin GÜLERYÜZ, Maden Mühendisi, Araştırma Görevlisi – 09 Şubat 2026
GİRİŞ
Türkiye’nin son yıllarda geliştirdiği “Mavi Vatan” doktrini, yalnızca deniz yetki alanlarının korunmasına yönelik savunmacı bir yaklaşım olmaktan çıkmış; enerji güvenliği, deniz diplomasisi ve bölgesel istikrar hedeflerini içeren çok boyutlu bir stratejiye dönüşmüştür. Bu vizyonun ulusal sınırların ötesine taşınmasında, Türkiye ile Somali arasında imzalanan “Savunma ve Ekonomik İş Birliği Çerçeve Anlaşması” tarihsel bir kırılma noktası teşkil etmektedir (Şekil 1).

Şekil 1. Türkiye ile Somali arasında imzalanan Savunma ve Ekonomik İş Birliği Çerçeve Anlaşması.
Somali açıklarında yürütülen sismik arama faaliyetlerindeki ivmelenme, yalnızca teknik bir enerji arayışı olarak değerlendirilemez. Bu süreç aynı zamanda Türkiye’nin Doğu Afrika, Afrika Boynuzu ve Hint Okyanusu havzasında stratejik derinlik kazanma çabasının somut bir yansımasıdır. Enerji, güvenlik ve diplomasi ekseninde şekillenen bu hamle, Türkiye’nin bölgesel bir aktörden küresel ölçekte etkin bir enerji ve güvenlik oyuncusuna dönüşme iradesini ortaya koymaktadır.
-
Enerji Diplomasisi ve Sismik Araştırmaların Teknik Boyutu
Oruç Reis sismik araştırma gemisinin bölgeye intikali ve faaliyetlerine hız vermesi, Türkiye’nin son yıllarda milli imkanlarla geliştirdiği derin deniz teknolojilerinin rüştünü ispat ettiği bir sahadır. Somali’nin offshore (deniz üstü) sahaları, jeolojik veriler ışığında henüz el değmemiş devasa hidrokarbon rezervlerine, özellikle petrol ve doğalgaz yataklarına ev sahipliği yapma potansiyeli taşımaktadır. Türkiye, bu bölgelerde sadece veri toplamakla kalmayıp, kendi mühendislik ve yazılım kapasitesini kullanarak deniz tabanının üç boyutlu röntgenini çekmekte, böylece gelecekteki sondaj operasyonları için risk analizlerini en aza indirgeyen kapsamlı bir dijital haritalama süreci yürütmektedir. Bu, dışa bağımlılığı minimize eden ve maliyet etkinliği sağlayan devrim niteliğinde bir enerji diplomasisi modelidir.
-
Bölgesel Güvenlik ve Deniz Yetki Alanlarının Korunması
Somali, coğrafi konumu itibarıyla Aden Körfezi, Kızıldeniz ve Hint Okyanusu’nun kesişim noktasında, küresel ticaretin can damarlarından birinin üzerinde yer almaktadır. Ancak bu stratejik önem, bölgeyi uzun yıllar boyunca deniz haydutluğu, korsanlık ve radikal terör örgütlerinin faaliyet alanı haline getirmiştir. Türkiye’nin buradaki varlığı, enerji aramalarının güvenliğini sağlamanın çok ötesine geçerek; Somali Deniz Kuvvetleri’nin modernizasyonu ve eğitimi yoluyla bölgede kalıcı bir “güvenlik şemsiyesi” oluşturmayı hedeflemektedir. Bu durum, Türkiye’nin bölgedeki deniz yetki alanlarını koruma altındaki “güvenli enerji koridorlarına dönüştürme” stratejisinin en somut örneğidir.
-
Ekonomik ve Siyasi Kazanımların Makro Analizi
İki ülke arasındaki bu simbiyotik ilişki, klasik sömürgeci yaklaşımlardan farklı olarak tamamen “kazan-kazan” ilkesine dayalı bir model üzerine inşa edilmiştir.

-
Jeopolitik Riskler ve Karşılaşılabilecek Zorluklar
Böylesine büyük ölçekli bir iş birliğinin, bölgedeki karmaşık siyasi dengeleri ve statükoyu sarsması kaçınılmazdır. Etiyopya ile Somali arasındaki deniz erişimi tartışmaları ve bölgede geleneksel nüfuz sahibi olan küresel güçlerin (ABD, Çin, BAE gibi) Türkiye’nin bu artan etkinliğine karşı geliştirebileceği direnç, sürecin en kritik risk faktörleridir. Bununla birlikte, Türkiye’nin Mogadişu’daki geniş elçilik kompleksi ve TURKSOM Askeri Eğitim Üssü üzerinden kurduğu köklü ve güvene dayalı kurumsal yapı, bu dış baskılara ve bölgesel gerilimlere karşı önemli bir tampon bölge işlevi görmektedir. Türkiye, “insani diplomasi” ile “sert güç” unsurlarını akıllıca harmanlayarak bu riskleri yönetme kapasitesine sahiptir.
-
Sonuç ve Projeksiyon
Arama çalışmalarındaki bu tempo artışı, Türkiye’nin enerji bağımsızlığı hedefini sadece kendi kara sularıyla sınırlı tutmadığını, “Mavi Vatan” vizyonunu küresel bir derinliğe kavuşturduğunu kanıtlamaktadır. Somali açıklarında elde edilecek her türlü hidrokarbon keşfi, sadece Türkiye’nin enerji faturasını düşürmekle kalmayacak, aynı zamanda Somali’nin kaderini değiştirerek bölgedeki refah ve istikrarın anahtarı olacaktır. Bu ortaklık, 21. yüzyılın yeni enerji jeopolitiğinde Türkiye’nin “oyun kurucu” rolünü perçinleyen bir başarı hikayesi olma yolunda ilerlemektedir.
KAYNAKLAR
https://www.savunmatr.com/turkiye-somali-sularindaki-arama-calismalarina-hiz-veriyor/
https://www.sde.org.tr/turkiye-somali-anlasmasinin-nedenleri-konu-694





