Ortadoğu’nun Denge Tahtası İran: Tarihi ve Coğrafi Kimliği

Güldeniz Suna – Times of Defence Araştırmacısı – 14 Ocak 2026
Kadim bir tarihi birikime sahip olan Ortadoğu coğrafyası, bünyesinde yer alan her devletle beraber derinlemesine incelenmeye değer bir bölgedir. Bölgedeki dengeyi sağlayan ve her gelişmenin nedeni ve sonucu olarak rol oynayan dört devlet ise diğer devletlere kıyasla daha çok önem teşkil etmektedir. Bu dört devlet; Türkiye, Mısır, Suudi Arabistan ve İran’dır.
Son günlerde İran’da yaşanan karışıklıklar, sadece ülke sınırlarını değil bölgesel ve küresel gündemi de etkilemiş ve bu ülkenin tarihsel, etnik, dini, kültürel ve jeopolitik perspektifle tekrardan incelenmesi ihtiyacını doğurmuştur. Başlı başına bir çalışma konusu teşkil eden bu ülke; sahip olduğu zenginlikler, sınırdaş olduğu ülkeler, köklü ve detaylı dini-etnik kimliği, siyasi rejimi ve ideolojisiyle ele alınmalıdır. İlk yazısının tarihi ve coğrafi perspektifli kaleme alınacağı bu çalışma başlığının devamında siyasi ve idari yapılanması, ardından 1979 Devrimi’nden sonraki ortamdan günümüze kadar olan süreç ve son olarak küresel aktörlerin (özellikle ABD ve İsrail’in) İran hakkındaki planları ve olması muhtemel senaryoların anlatılması hedeflenmektedir.

İran’ın Coğrafi Özellikleri
Ortadoğu bölgesinin denge unsuru olarak rol oynayan İran; Güneybatı Asya’da yer alan bir ülkedir. Türkiye, Azerbaycan, Ermenistan, Irak, Pakistan, Afganistan ve Türkmenistan ile kara sınırlarına sahiptir. Jeopolitik açıdan stratejik bir konumda yer alan İran, Asya ile Anadolu ve Ortadoğu arasında bir köprü görevi üstlenmektedir. 1.648.000 km² yüzölçümüyle geniş bir coğrafyaya hâkim olan İran, en büyük kara sınırını 1458 km ile Irak, en küçük kara sınırını ise 35 km ile Ermenistan ile paylaşmaktadır. Türkiye ile olan kara sınırı 499 km’dir. Dağlık arazileriyle dünya listesinde ilk sıralarda yer almakta ve Basra Körfezi, Umman Körfezi ve Hazar Denizi ile deniz sınırı bulunmaktadır.

İran’ın Tarihi Geçmişi
Tarihsel kökenleri MÖ 10.000’li yıllara uzanan İran, çeşitli medeniyetlere ev sahipliği yapmış ve bölgenin belkemiği rolünde bir aktör olarak öne çıkmıştır. Bölgede bilinen en eski devlet olan Elam Krallığı, MÖ 3200’lü yıllarda Susa kenti ve çevresinde hüküm sürmüştür. Med (MÖ 678-550) İmparatorluğu ve Ahameniş / Pers (MÖ 550-350) İmparatorluğu ise bölgenin ilk büyük imparatorlukları olarak bilinmektedir. İran halkı için kullanılan Persler kavramının da bu döneme ait olduğu görülmektedir.
Seleukoslar, Partlar (Arsakiler), Sasaniler, Emevîler, Abbasiler, Alavîler, Saffarîler, Samanîler, Büveyhîler, Gazneliler, Selçuklular, Harzemşahlılar, İlhanlılar, Muzefferîler, Celayirliler, Timurîler, Karakoyunlular, Akkoyunlular, Safevîler, Afşarlar, Zendler, Kaçarlar ve Pehleviler’in sırasıyla hüküm sürdüğü bu kadim coğrafyada farklı kültürler ve etnik unsurlar kaynaşma içerisine girmiştir.
a) Elam Krallığı
Bölgenin bilinen en eski devleti olan Elam Krallığı’nın ismi Sümerce metinlerde kullanılan NIM → yüksek, yukarıda olan, doğuda yer alan
MA → toprak, ülke
KI → yer, bölge, ülke
işaretlerinden gelmektedir. Bu işaretler coğrafi bir tanımlamayı içermekle birlikte “Yüksek Ülke, Doğudaki Yüksek Topraklar, Yukarı/Doğu Ülkesi” anlamlarına gelmektedir.
Yapılan kısıtlı çalışmalar dâhilinde elde edilen sonuçlara bağlı olarak krallığın siyasi sınırları ise şu şekildedir:
Kuzeybatı: İpek Yolu / Büyük Horasan Yolu
Kuzeydoğu: İran Platosu
Doğu – Güneydoğu: Fars ili ve Kirman ili sınırı
Güney: Fars Körfezi’nde yer alan Buşehir
Genel çerçevede Güneybatı İran’da hüküm süren Elamlılar, başkent Susa başta olmak üzere bölgedeki coğrafi imkânlardan son derece faydalanmış ve parlak bir dönem yaşamışlardır. Sümerler, Akadlar, Asurlar ve Babiller ile mücadele eden bu güçlü krallık, MÖ 646’da yıkılarak tarihin tozlu sayfalarına karışmıştır.
b) Med İmparatorluğu
MÖ 12. yüzyıldan itibaren Batı ve Kuzey İran arasındaki Medya bölgesinde hüküm süren Medler, MÖ 8. yüzyılda başlatmış oldukları örgütlenmeyle bölgeyi kısa sürede kontrolleri altına almışlardır. Asur İmparatorluğu’na karşı yürütülen bu isyani örgütlenme, Medler’in aynı zamanda tarihi kaynaklarda kayıtlara geçmesini sağlamıştır. Başarıyla neticelenen bu isyanın sonucunda kurulan Med İmparatorluğu, İran tarihinin ilk büyük imparatorluğu olarak bilinmektedir. MÖ 550 yıllarında yaşanan taht kavgası sebebiyle yıkılan krallığın yerini Pers İmparatorluğu almıştır.
c) Ahameniş / Pers İmparatorluğu
Dönemin en büyük imparatorluğu olarak nitelendirilen Ahameniş / Pers İmparatorluğu, batıda Balkanlar ve Mısır’a, doğuda ise Batı, Orta ve Güney Asya’nın büyük kısmına hâkim bir devlettir. Med, Lidya ve Yeni Babil imparatorluklarını yenerek kurulan bu güçlü imparatorluk MÖ 330’da Büyük İskender tarafından fethedilerek yıkılmıştır. Başarılı bir bürokrasi sistemi inşa eden, profesyonel ordu kuran bu kadim imparatorluk, İran tarihinde önemli bir yer tutmaktadır.
d) Part / Arsakes İmparatorluğu
Seleukos İmparatorluğu’nun satraplıklara ayırdığı bölgelerden birisi olan Parthia bölgesinin mö 247 yılında Parni kabilesinin lideri I. Arsakes tarafından ele geçirilmesiyle kurulan Part İmparatorluğu, Ahameniş ve yerel İran kültürünü harmanlayarak yeni bir kimlik inşa etmiştir. Büyük İskender’in ölümünün ardından ortaya çıkan Helenistik akımdan da etkilenen bu imparatorluk döneminde Zerdüştlük dini canlandırılmış ve “İran Toprakları / Ērānšahr” kavramı siyasi açıdan önem kazanmıştır. Daha sonra Sasani İmparatorluğu tarafından geliştirilecek ve “İran” adıyla kurumsallaştırılacak olan bu kavram, İran siyasi tarihinin kırılma noktalarından birisidir. İran tarihinin en uzun süre hüküm süren imparatorluğu unvanına sahip olan Partlar, MS 224 yılında yıkılmıştır.
e) Sasani İmparatorluğu
MS 224 – 651 yıllarında hüküm süren, İslam ve İran tarihinde önemli bir yer tutan Sasani İmparatorluğu, dini, siyasi, askeri, ekonomi alanındaki faaliyetleriyle ses getirmiştir. Bizans İmparatorluğu ile uzun süre çekişmede kalmış, yeni kurulan İslam Devleti ile mücadele etmiştir.
f) Emevi İmparatorluğu
661 yılında Muaviye bin Ebu Süfyan tarafından kurulan Emevi İmparatorluğu, hızlı bir yayılma politikasıyla bölgenin sayılı güçlerinden biri hâline gelmiştir. Uygulamış olduğu mevali politikası sebebiyle oluşan toplumsal ayrışma, Abbasilerin güçlenerek devlet olma yolunu açmasına olanak sağlamıştır.
g) Abbasi İmparatorluğu
Horasan civarında yaşanan ihtilalle birlikte Emevilerin yerini alarak bölgenin hâkim gücü hâline gelen Abbasi İmparatorluğu geçmişte uygulanan mevali politikasını terk ederek tüm Müslümanlara hoşgörüyle yaklaşmış, böylece kısa sürede etkili bir aktör konumuna yükselmiştir. İran idari geleneğinde önemli bir yeri olan vezirlik makamını kendi yönetimlerinde de uygulayan Abbasiler, Türklerle de yakın ilişkiler içerisinde olmuştur.
h) Büyük Selçuklu Devleti
Türk dünyasının kadim devletlerinden Büyük Selçuklu Devleti, İran tarihinde de geniş bir yer tutmaktadır. Bölgedeki Şii etkisinin kırılmasına yönelik mücadele veren Selçuklular, İran bürokrasi geleneğini Türk askeri gücüyle birleştirerek köklü bir devlet anlayışı inşa etmişlerdir.
ı) Safevi İmparatorluğu
İran mezhep kimliğinin şekillenmesinde önemli bir rol oynayan Safeviler, Şii İslam anlayışını devlet mezhebi olarak benimsemiş ve Sünniliğe karşı mücadele yürütmüşlerdir. Osmanlı Devleti ile uzun süre çekişme hâlinde kalan bu devlet, 235 yıl süren hâkimiyet döneminin 1736 yılında sona ermesiyle yıkılmıştır.
j) Pehlevi Hanedanı
1925 yılında Kaçar Hanedanı’nı devirerek iktidara gelen ve Pehlevi Dönemi’ni başlatan Rıza Şah Pehlevi, Türkiye’deki cumhuriyet rejimini gerçekleştirmeyi hedeflemiş ancak din adamlarının muhalefetinden çekinerek bu fikrinden vazgeçmiştir. 1941 yılına kadar iktidarda kalan Rıza Şah Pehlevi, İngiltere ve SSCB’nin İran’ı işgali karşısında direnemeyerek tahtı oğlu Muhammed Rıza Pehlevi’ye bırakarak Güney Afrika’ya kaçmıştır. Tahtın yeni sahibi Muhammed Rıza Pehlevi, birtakım sosyoekonomik atılımlar yapmayı tercih etmiştir ancak ülkedeki din adamları bu duruma tepki göstererek bir karşıt ideolojik oluşum etrafında toplanmaya başlamış ve 1979 yılında İran Devrimi’ne imza atmıştır. Ülkenin kaderinde kırılma noktası teşkil eden bu devrim sonrası Muhammed Rıza Pehlevi ülkeyi terkederek Mısır’a sığınmış ve 54 yıllık Pehlevi Dönemi sona ermiştir.






