Mavi Vatan’da Yeni Eşik: TCG Anadolu Üzerinden S/İHA’larla Ağ-Merkezli Vurucu Deniz-Hava Gücü

Burak GÜLER – Öğretim Görevlisi, İstinye Üniversitesi, Uçak Teknolojisi Programı – 29 Ağustos 2025

Teknofest öncesinde Mavi Vatan vizyonu, TCG Anadolu platformu etrafında şekillenen ağ-merkezli S/İHA doktrini ile yeni bir safhaya geçti. Bayraktar TB3’ün kısa pistli güverteden tam otonom kalkış-iniş kabiliyetini göstermesi (2024 Kasım ilk kalkış-iniş; 2025 Nisan’da gemi üzerinde art arda 4 otonom sorti), buna eşlik eden BLOS/SATCOM bağlantısı ve TB2–TB3 ortak angajmanları, denizden hava gücü aktarımını sürekli, esnek ve vurucu bir yapıya dönüştürdü [2–4]. Bu çerçevede TB3’ün katlanır kanat, 25.000 ft servis tavanı ve 280 kg’a kadar faydalı yük gibi, gemi konuşlu kullanım için optimize edilmiş parametreleri; TB2’nin 20+ saat havada kalışıyla birleşerek kalıcı taarruz ağını mümkün kılmaktadır [1, 7].

Stratejik 1 – Denizden Kalıcı Hava Varlığı ve İcra Esnekliği

TCG Anadolu; ~231 m uzunluk, 27.436 ton ağırlık ve 9.000 deniz mili seyir menziliyle Türkiye’nin denizden güç aktarımında kalıcı hava varlığını mümkün kılmaktadır [5, 6, 9]. Bu platform üzerinde TB3’ün kısa pistten otonom iniş-kalkış kabiliyeti operasyon temposunu artırırken, TB2’nin uzun havada kalış ve sahada “uçan sensör” rolü, keşif-gözetleme ağının boşluklarını kapatmaktadır [2, 7]. Böylece Doğu Akdeniz-Ege-Karadeniz hattında, deniz resmini sürekli güncelleyen ve hedef çevrimini kısaltan bir görev düzeni ortaya çıkmaktadır.

Stratejik 2 – Ağ-Merkezli Muharebe ve BLOS Bağlantı

TB3’ün görüş hattı (LOS) ve görüş hattı ötesi (BLOS) haberleşmesi; gemi görev grubundaki sensör-silah düğümlerini gerçek zamanlı veri bağı üzerinden birleştirmektedir [1]. 25 ve 27 Mart 2025’te yapılan canlı atışlarda TB3’ün Roketsan İHA-122 süpersonik mühimmatla deniz hedeflerini tam isabetle vurması; 27 Mart senaryosunda hedefin havada bir TB2 tarafından lazerle işaretlenmesi, iki S/İHA’nın koordineli angajmanını ve ağ-merkezli muharebe gücünü sahada kanıtladı [2, 8]. Ardından 22 Nisan 2025’te TCG Anadolu üzerinde 4 otonom sorti ile güverte operasyonlarının sürekliliği doğrulandı [2]. Bu birleşik tablo, Mavi Vatan’da dengeleyici caydırıcılık için kritik olan hızlı sensör-vurucu döngüsünün mümkün hale geldiğini gösteriyor.

Stratejik 3 – Düşük Maliyetle Yüksek Etki: Sürdürülebilir Caydırıcılık

Ağ-merkezli S/İHA portföyü, yüksek işletim maliyetli jet konuşlandırmalarına kıyasla daha düşük maliyetle daha geniş coğrafyada kesintisiz taarruz varlığı sağlayabilmektedir. TB3’ün gemi konuşlu ve çift ortamlı (kara-deniz) icra esnekliği; TB2’nin olgun tedarik-bakım ekosistemiyle birleşince, sürdürülebilir sortiler ve yüksek görev erişilebilirliği yaratmaktadır [1, 7]. TCG Anadolu’nun menzil ve ikmal bağımsızlığı, amfibi destek, denizde hava üstünlüğü ve deniz hedeflerine hassas angajman görevlerine tek platformdan geçişe olanak sağlamaktadır [5, 6]. Sonuç olarak sürekli görünür, hızlı tepki veren ve yayılımı yüksek bir deniz-hava gücü ortaya çıkmaktadır.

Sonuç

Mavi Vatan sahnesinde TCG Anadolu + TB3/TB2 bileşimi; üç sacayağı üzerinde somutlaştı: (i) denizden kalıcı hava varlığı (TB2’nin uzun havada kalış rekor sınıfı dayanımı ve TB3’ün gemi-konuşlu operasyon tasarımı), (ii) BLOS/SATCOM destekli ağ-merkezli icra (sensörden vuruşa verinin gerçek zamanlı akması), (iii) kısa pistli güvertede tam otonom kalkış-iniş ile teyit edilen güverte operasyon sürekliliği. Bu üçlü, Doğu Akdeniz–Ege–Karadeniz hattında “gör-bul-vur” çevrimini kısaltarak caydırıcılığı sürdürülebilir bir düzleme taşıyor [1–3, 7].

Bu çerçevede Baykar’ın “kısa pistli gemiden tam otonom kalkış-iniş yapabilen dünyadaki ilk S/İHA” iddiası, salt bir slogan değil; 22 Nisan 2025’te TCG Anadolu üzerinde arka arkaya 4 otonom sorti ve 25–27 Mart 2025’te Roketsan İHA-122 süpersonik mühimmatla deniz hedeflerine doğrudan isabet testleriyle operasyonel verilerle desteklenen bir eşik oldu. Ardından 100+ gemi-konuşlu sorti eşiğinin geçilmesi, güverte operasyonlarının tekrarlanabilirliğini ve görev temposunu gösterdi [2–4].

Bir sonraki stratejik eşik; görev yazılımlarının donanmanın Ağ Destekli Veri Entegre Savaş Yönetim Sistemi (ADVENT) ile derin entegrasyonu, veri kaybına toleranslı komuta kontrol, ortak mühimmat/algılayıcı mimarisi ve TB2-TB3-helikopter-sahil radar/SATCOM katmanları arasında standartlaştırılmış veri akışıdır. ADVENT’in çoklu platformda müşterek angajmanı en üst düzeye çıkaran ağ-destekli mimarisi; S/İHA’ların “uçan sensör-vurucu düğümler” olarak Muharebe Yönetim SİSTEMİ’ne taktik-bulut üzerinden bağlanmasıyla gerçek zamanlı görev birlikteliğini kurumsallaştıracaktır [5–6]. Bu hedefler hayata geçtiğinde, Türkiye denizden hava gücü aktarımında yalnızca bölgesel değil, küresel ölçekte referans bir “ağ-merkezli drone-carrier” doktrinine sahip olacaktır [5]. Böylelikle Türkiye, denizlerden hava gücü aktarımında bölgesel bir oyun değiştirici standardını kalıcı hale getirecektir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir