Bugün Gökyüzünde Süzülen Bir İnsansız Hava Aracı, Yarının Laboratuvarında Çalışan Bir Gencin Hayalini Temsil Ediyor. Ve O Hayal, Yalnızca Güçlü Bir Orduyu Değil; Bilinçli, Özgüvenli ve Geleceğine Sahip Çıkan Bir Toplumu Müjdeliyor

World of Türkiye GYY Reşit Kemal AS – 17 Ocak 2026
Uzun yıllar boyunca savunma sanayi denildiğinde akla yalnızca tanklar, uçaklar, füzeler ve rakamlarla ifade edilen bütçeler gelirdi. Oysa bugün bu alandaki ilerleyişin, istatistik tablolarına sığmayan çok daha derin bir sonucu var: bilinçlenen bir gençlik.
Artık gençler savunma sanayini yalnızca “askeri güç” olarak görmüyor. Bu alan; yazılım, yapay zeka, siber güvenlik, elektronik harp, uzay teknolojileri ve ileri mühendisliğin kesişim noktası olarak algılanıyor. Bir zamanlar yurt dışındaki firmalara özenle bakan genç beyinler, bugün kendi ülkesinde geliştirilen İHA’ların, SİHA’ların, radar sistemlerinin arkasındaki mühendisleri merak ediyor. “Kim yaptı?” sorusu, “Nasıl yapabilirim?” sorusuna dönüşüyor.
Bu dönüşüm tesadüf değil. Savunma sanayindeki yerlilik hamleleri, gençlerde sadece teknik bir ilgi uyandırmadı; özgüven inşa etti. Kendi imkanlarıyla üretebilen bir ülkenin vatandaşı olmak, özellikle genç zihinlerde güçlü bir aidiyet duygusu oluşturdu. Bu aidiyet, kör bir hamasetten değil; bilgiye, emeğe ve bilince dayalı bir duruştan besleniyor.
Bugünün bilinçli genci, savunma sanayini sorgulamaktan da geri durmuyor. “Güç neden gerekir?”, “Teknoloji etikle nasıl dengelenir?”, “Bağımsızlık sadece silahla mı olur?” gibi sorular sorabiliyor. Bu sorular, sağlıklı bir toplumsal refleksin göstergesi. Çünkü bilinç, sadece desteklemek değil; anlamak, tartışmak ve sorumluluk almaktır.
Üniversite tercihlerini savunma sanayiyle ilişkili bölümlere göre yapan, lise çağında Teknofest stantlarında saatler geçiren, açık kaynak yazılımlar üzerinde çalışan bir gençlikten söz ediyoruz. Bu gençlik, tüketen değil; üreten, taklit eden değil; geliştiren bir zihniyetin taşıyıcısı. Savunma sanayindeki ilerleyiş, bu anlamda bir teknoloji atılımından çok daha fazlası: bir zihniyet devrimi.
Elbette bu bilinçli gençlik, yalnızca başarı hikayeleriyle beslenmiyor. Ambargoları, dış baskıları, teknolojiye erişimde yaşanan zorlukları da görüyor. Ama tam da bu nedenle pes etmiyor. Çünkü zorlukların, bağımsızlık yolunda kaçınılmaz olduğunu biliyor. Bu farkındalık, gençleri romantik hayallerden uzaklaştırıp gerçekçi hedeflere yöneltiyor.
Savunma sanayinin en büyük kazanımı belki de budur: Silah sistemlerinden önce, sorumluluk sahibi bireyler üretmek. Ülkesinin güvenliğini sadece cephede değil; laboratuvarda, bilgisayar başında, fikir masasında savunabileceğini bilen bir gençlik.
Bugün gökyüzünde süzülen bir insansız hava aracı, yarının laboratuvarında çalışan bir gencin hayalini temsil ediyor. Ve o hayal, yalnızca güçlü bir orduyu değil; bilinçli, özgüvenli ve geleceğine sahip çıkan bir toplumu müjdeliyor.





