Avustralya donanmasının göz bebeği Hobart sınıfı muhripler Tomahawk füzeleriyle nasıl bir güce dönüşecek

Avustralya, denizlerdeki caydırıcılığını bir üst seviyeye taşıyacak devasa bir adım atarak Hobart sınıfı hava savunma muhriplerini kapsamlı bir modernizasyon sürecine sokuyor. SEA-4000 Phase 6 programı çerçevesinde gerçekleştirilecek bu dönüşümle birlikte, destroyerler sadece savunma odaklı olmaktan çıkıp Tomahawk füzeleriyle stratejik birer taarruz platformuna dönüşerek bölgedeki askeri dengeleri yeniden şekillendirecek.
Avustralya Kraliyet Donanması, envanterindeki en güçlü platformlardan biri olan Hobart sınıfı hava savunma muhripleri için kritik bir karar aldı. Hizmete girmesinin üzerinden henüz 9 yıl geçen ilk gemiyle birlikte başlayan bu modernizasyon programı, gemilerin modern savaş sahasındaki ihtiyaçlara cevap verebilmesi adına hayati önem taşıyor. Modernizasyonun en dikkat çekici ayağını ise BGM-109 Tomahawk kara taarruz füzelerinin bu gemilere entegre edilecek olması oluşturuyor. Bu hamle, Avustralya’nın denizden karaya uzun menzilli hassas vuruş kabiliyetini ilk kez bu ölçekte bir platforma taşıması anlamına geliyor.
Aegis Sistemi ve Balistik Füze Savunması
SEA-4000 Phase 6 programı kapsamında yürütülen çalışmalar, gemilerin sadece silah sistemlerini değil, aynı zamanda beynini de güncelliyor. Mevcut durumda Aegis Baseline 8 sürümünü kullanan muharebe yönetim sistemi, çok daha gelişmiş olan Baseline 9 sürümüne yükseltilecek. Bu teknolojik sıçrama, Hobart sınıfı muhriplerin Standard füze sistemlerinin balistik füze savunmasına yönelik özel varyantlarını kullanabilmesinin önünü açacak. Böylece gemiler, sadece hava araçlarına veya seyir füzelerine karşı değil, aynı zamanda kıtalararası tehdit oluşturabilecek balistik füzelere karşı da bir kalkan görevi üstlenebilecek.
Modernizasyon süreci, Avustralya’nın savunma stratejisindeki derinleşmeyi de gözler önüne seriyor. 2017, 2018 ve 2020 yıllarında sırasıyla envantere giren üç adet Hobart sınıfı destroyer, aslında Adelaide sınıfı fırkateynlerin yerini alarak donanmada yeni bir dönem başlatmıştı. İspanyol F-100 Álvaro de Bazán sınıfı fırkateyn tasarımı esas alınarak inşa edilen bu gemiler, yaklaşık 7 bin tonluk deplasmanları ve 147,2 metrelik uzunluklarıyla devasa birer savaş makinesi olarak biliniyor. Yapılacak teknolojik eklemelerle birlikte bu dev platformlar, otonom ve akıllı mühimmatlarla donatılmış modern birer kale haline gelecek.
Mevcut Silah Gücü ve Gelecek Vizyonu
Hobart sınıfı muhripler hali hazırda oldukça etkileyici bir cephaneliğe sahip. Gemilerde bulunan 48 hücreli dikey atım sistemi (VLS) üzerinden RIM-66 SM-2MR hava savunma ve RIM-162 ESSM füzeleri ateşlenebiliyor. Yakın zamana kadar gemisavar görevlerinde RGM-84 Harpoon füzelerini kullanan bu platformlar, güncel tehditlere karşı daha etkili olan Naval Strike Missile (NSM) sistemine geçiş yapmıştı. Denizaltı savunma harbi için ise Mk.32 Mod.9 torpido lançerleri üzerinden fırlatılan Mk.54 veya MU-90 hafif torpidoları aktif olarak kullanılıyor.
Geminin ana ateş gücünü 127 mm Mk.45 deniz topu tamamlarken, yakın hava savunması dünyaca ünlü Phalanx CIWS sistemi ile sağlanıyor. Avustralya’nın başlattığı bu yeni modernizasyon dalgası, gemilerin hizmet ömürlerini uzatırken aynı zamanda Hint-Pasifik bölgesindeki artan gerilimlere karşı donanmanın elini güçlendirmeyi hedefliyor. Tomahawk entegrasyonu tamamlandığında, Hobart sınıfı muhripler sadece Avustralya’nın değil, müttefik güçlerin bölgedeki en stratejik unsurlarından biri haline gelecek.





