Amerika-İran Diplomasisinde Kritik Türkiye Dönemeci

Times Of Defence GYY – Dr. D. Eray GÜÇLÜER

 

Amerika-İran masaya devam ederken araya Türkiye girdi ve taraflar başta nükleer konular olmak üzere müzakerelere devam edecekler. Kritik günlerden geçiyoruz. Bu kararın detaylarında neler var ve arka planında neler yapılıyor sorusu sürecin temelini oluşturuyor. Türkiye’nin bölgede bir savaş istemediği biliniyor. Ancak ortaya çıkan tablo, bunun ötesinde bir etkiye de işaret ediyor.

Türkiye’nin Suriye’de Ortaya Koyduğu Kapasite

Türkiye, Suriye örneğinde olduğu gibi terör denklemlerinden ya da savaş denklemlerinden ABD’yi çıkarabilecek güçte olduğunu göstermiştir. Sadece ABD’de değil denklemden İsrail’de çıkarılmıştır. Bu sahada nadiren görülen bir durumdur. Aksi halde Suriye’den ABD’nin PKK’ya olan desteğini nasıl keseceksiniz? ABD PKK’ya verdiği desteği niye kessin? Burada Türkiye’nin sahadaki etkisini çok net görmekteyiz. Çünkü Türkiye’nin milli güç kapasitesi başta askeri güç olmak üzere cumhuriyet tarihinde en yüksek seviyeye çıkmıştır ve Türkiye bu gücünü sahada etkin şekilde kullanmaktadır.

ABD Türkiye’yle Karşı Karşıya Gelmek İstemiyor

Türkiye’yle karşı karşıya gelmesi, ABD’yi Ortadoğu’da stratejik çıkarlarından tavize zorlayabilir ve ABD Ortadoğu’daki bazı stratejik çıkarlarını kaybetme riskiyle karşı karşıya kalabilir. Mevzu budur. Yoksa ABD için PKK’ya yıllık bir milyar dolar vermiş vermemiş bir sorun teşkil etmez. Sorun olan Türkiye’yle karşı karşıya gelmektir. Bu nedenle Türkiye’nin etkisi ABD açısından dikkate almak zorunda oluğu önemli bir dinamiktir. Türkiye bu etkiyi, ABD’nin İran’a saldırmaması yönünde barışçıl, insani ve ahlaki olarak kullanmaktadır. “İran’la sorunlarımız var” deniliyor ama mesele bu değildir. Türkiye açısından asıl konu İran’ın istikrarsızlaşmasının Türkiye için ortaya çıkarabileceği güvenlik riskleridir.

Saha Bilgisi ve İran Kaynakları Ne Diyor?

Alınan saha bilgisi ve İran kaynakları da aynı şeyleri söylüyor. ABD ile İran arasındaki görüşmenin olma ihtimali yüksektir. Ancak görüşmenin nerede yapılacağı konusunda belirsizlik sürmektedir. Birtakım kaynaklar Türkiye’yi işaret ederken, İran’dan gelen daha resmî açıklamalarda görüşmenin Umman’da yapılacağını ifade etmektedir. ABD ise görüşmenin yeri konusunda henüz bir karar verilmediğini söylemektedir. Bu durum, tarafların görüşme yeri üzerinden de birbirlerine karşı asimetrik üstünlük sağlamaya çalıştıklarını göstermektedir.

Türkiye Devreye Girmeseydi

Türkiye bu noktada devreye girmeseydi, İran çok daha önce vurulabilirdi. Böyle bir niyet vardır ve ABD bu niyetlerinden tamamen vazgeçmiş değildir. İran’ı vurma noktasında ABD’yi yönlendiren ve bu konudaki baskıyı artıran bir tablo halen mevcuttur. Diğer bir husus ise Çin’in İran’a 16 kargo uçağıyla Type 309A ve Type 815 türü uçaklara karşı etkili mobil elektronik harp sistemleri göndermesi konusudur. Evet şayet doğruysa İran’ın kazandığı bu yeni kabiliyet ABD’nin olası İran operasyonunu erteleyebilir veya geciktirebilir ama tamamen önleyemez. Dolaysıyla aslında bu süreç İran için aynı zamanda köprüden önceki son çıkıştır.

Olası Operasyonun Bölgesel Etkileri ve Yeni Risk Alanları

ABD’nin olası İran operasyonu sadece İran hedefli olmayacaktır. Irak, Lübnan ve Yemen dahil olmak üzere, bu ülkelerdeki mevcut paramiliter silahlı Şii grupların baskı altına alınması amacıyla bu ülkelerin de vurulması söz konusu olabilecektir. Çünkü bu paramiliter Şii silahlı grupların ABD üslerine saldırı yapma ihtimali bulunmaktadır. ABD’nin, bu ihtimali önlemek için önleyici vuruş olarak değerlendirilebilecek saldırılar yapması muhtemel görünmektedir. Bu durum, sadece İran’ın değil, Ortadoğu’da başka yerlerin de hedef olabileceği bir süreci gündeme getirmektedir.

Özellikle Irak’ta paramiliter Şii gruplara yönelik olası ABD saldırıları, zaten hassas ve kırılgan olan Irak devlet yönetiminde ciddi otorite boşlukları oluşturabilir. Bu boşluklar, Türkiye’nin istemeyeceği şekilde PKK’ya alan açabilecek bir tabloyu beraberinde getirebilir. Buna ek olarak, Suriye’deki DAEŞ’lıların Irak’a getirilmesiyle birlikte DAEŞ artı PKK eşittir provokasyon denkleminde yeni bir gelişme ortaya çıkabilir. İran dışında Irak’ın da vurulması hem PKK’nın hem de DAEŞ’in bulunduğu Irak üzerinden İran’a doğru uzanan bir eksende, ABD ve batılı güçlerin yeni bir emperyalist ve sinsi planı uygulamaya koyma ihtimalini güçlendirmektedir.

Bu süreçte ortaya çıkacak istikrarsızlık alanlarını PKK, DAEŞ ve İran’daki PJAK gibi diğer terör örgütlerinin doldurma ihtimali de artmaktadır. Bu nedenle Türkiye’nin bu gelişmelere karşı dikkatli olması gerekmektedir. Sonuç olarak ortaya çıkan tablo nettir. İran’a yönelik olası bir operasyon, istese de istemese de bölgesel etkilere yol açacaktır. Türkiye’nin devreye girmesiyle masanın korunması sağlanmış olsa da sahadaki riskler ortadan kalkmış değildir. Türkiye açısından bu süreç hem masayı hem sahayı aynı anda dikkatle takip etmeyi gerektiren zor ve kılan bir süreçtir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir